MAHKEMESİ : Manavgat Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/01/2013
NUMARASI : 2012/1033-2013/107
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK.nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2-Şikayetçi ... Şti.’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre .... Şti.nin temyiz itirazlarının REDDİNE;
3- Şikayetçi Ş.G.’in temyiz itirazlarının incelenmesinde; Manavgat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1230 Esas, 2012/180 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi ilamına dayalı olarak satış memurluğunun 2012/12 Esas sayılı satış dosyasından 24.12.2012 tarihinde yapılan 2.açık artırmada şikayete konu taşınmazın 1.221.100 TL bedel ile ... Şti. ne satıldığı, şikayetçi Ş.G.’in ise 09.01.2013 tarihinde mahkemeye başvurarak, kendisine yapılan tebligatların usulsüz olup, satışı 07.01.2013 tarihinde öğrendiğini ileri sürerek ve diğer şikayet nedenlerini de bildirerek ihalenin feshini talep ettiği, mahkemece istemin süre yönünden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Şikayetçiye satış ilanının 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1.maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istenildiği görülmüştür.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Madde bu haliyle iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “…muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” hükmü öngörülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, buna tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisi ne imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, Hakim tarafından denetlenebilir.
Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak; maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir.Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti halinde ise Yönetmeliğin 30.maddesinin 2., 3., 4., 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır.
Bu itibarla; Yönetmeliğin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, şayet imzadan çekinmeleri halinde bu husus da belirtilerek; muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve Hakimin denetimini sağlayacaktır.
21. maddeye göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. ( HGK. nun 25.01.2006 tarih ve 2005/2-772/17 sayılı kararı)
Şikayetçi Ş.G.'in "...... " adresine çıkarılan satış ilanının "Muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması sebebiyle tebligatın ilgili mahalle muhtarlığına imza mukabili teslim edildi keyfiyeti bildiren ihbarname adresin kapısına asıldı durumu muhataba haber vermesi için en yakın komşusu K.Ç. haber bırakıldı" şerhi ile 14/11/2012 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
Buna göre, tebliğ işlemi sırasında muhatabın adreste bulunmama nedeninin geçici olup olmadığının tespit edilmediği ve beyanı alınan komşusu K.Ç. 'ın imzasının alınmadığı gibi, imzadan çekinme durumunun da belirlenmediği görülmektedir. Bu hali ile tebliğ işlemi, 7201 Sayılı Kanunun 21/1. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30.maddesi hükümlerine uygun yapılmamış olmakla usulsüzdür.
İİK.nun 127. maddesi gereğince satış ilanının bir örneğinin taşınmaz hissedarına tebliği gerekip, tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
İİK.nun 134/2.maddesi uyarınca ihalenin feshi ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde istenebilir. İİK.nun 134/6.maddesi gereğince satış ilanı tebliğ edilmemiş ise şikayet müddeti öğrenme tarihinden başlar.
O halde mahkemece şikayetçi Ş.G.’in şikayetinin esası hakkında karar verilmesi gerekirken istemin süre aşımı nedeniyle reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçi Ş.G.'in temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (3) no'lu bentte yazılı nedenlerle Ş.G.'in yararına İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy