MAHKEMESİ : Karaman İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/05/2013
NUMARASI : 2013/111-2013/129
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK'nun 38.maddesi gereğince icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Üçüncü kişilerin icra dairesi önünde takip borçlusunun borcuna kısmen veya tamamen kefil olmaları, diğer bir ifade ile borcun ödenmesini kısmen veya tamamen üstlenmeleri halinde icra kefaleti doğar. Kefaletin geçerli olabilmesi için, kefilin beyanının icra tutanağına geçirilmesi ve tutanağın altının imzalanması gerekir (İİK.m.8). Ayrıca kefilin kefil olduğu miktarın belirli olması (borcun tamamı veya kefalet kısmi ise kısmen kefil olunan miktar) ve kefaletin herhangi bir koşula bağlı olmaması gerekir. Maddede de açıkça belirtildiği gibi buradaki kefalet müteselsil kefalettir.
İhtiyati haciz sırasında verilen icra kefaleti de geçerli olup, asıl borçlu hakkında takip iptal edilmediği sürece kefaletin geçerliliği devam eder. Ancak usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı gibi, borç miktarının kesinleşmemesi halinde takibin devamı da mümkün değildir.
Somut olayda, Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.04.2013 tarihli ihtiyati haciz kararına dayanılarak 17.04.2013 tarihinde Karaman 1. İcra Müdürlüğü'nce yapılan haciz sırasında şikayetçi icra kefili olmuştur. Lehine kefil olunan asıl borçlu şirkete ödeme emri 24.04.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. İcra kefili olan şikayetçi hakkında ise icra emrinin asıl borçlu hakkındaki takip kesinleşmeden 18.04.2013 tarihinde düzenlendiği görülmektedir.
O halde, mahkemece İcra emrinin düzenlendiği tarih itibariyle asıl borçlu hakkındaki takibin kesinleşmemiş bulunması nedeniyle hakkında icra emri çıkarılamayacağından şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirse de sonuçta şikayet kabul edildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanaması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 24,30 TL onama harcı temyiz edenden alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.