MAHKEMESİ : Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/07/2013
NUMARASI : 2011/857-2013/496
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlanıldığı, borçluya örnek 7 numaralı ödeme emrinin 08.11.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği görülmektedir.
Borçlunun takibin kesinleşmesinden sonra 06.12.2011 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takipten önce ve takipten sonra yapmış olduğu ödemelere rağmen alcaklı tarafından dosyanın kapatılmayarak fuzuli işlemler yapıldığını ve icra müdürlüğünce yapılan 05.12.2011 tarihli dosya hesabının yanlış olduğunu ileri sürerek hesap tablosunun düzeltilmesini istediği, mahkemece borçlunun takipten önce yaptığı ödemenin takip konusu alacaktan mahsubu gerektiği, buna göre de müdürlükçe yapılan hesap özetinin doğru olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlunun takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin itirazlarının takibin şekline göre İİK'nun 62. maddesi uyarınca yedi günlük süre içerisinde icra dairesine yapılması gerekip, bu husustaki itirazın takibin kesinleşmesinden sonra icra mahkemesinde ileri sürülmesi mümkün değildir.
Borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin ödemelere ilişkin itirazı ise, İİK.nun 71/1. maddesine dayalı itfa itirazı olup anılan madde uyarınca "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini "her zaman" icra mahkemesinden isteyebilir".
Bu durumda mahkemece borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde yaptığı ödemelerinin değerlendirilerek, Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle şikayet tarihi itibariyle borç miktarı belirlenerek fazla kısmın iptaline karar verilmesi gerekirken infazı mümkün olmayacak biçimde yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.