MAHKEMESİ : Kahramanmaraş İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 09/07/2013
NUMARASI : 2013/172-2013/422
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayet eden borçlu Belediyenin, Halk Bankası'ndaki belediye hesabına haciz konulduğu, bu hesaptaki paraların İller Bankası Belediye payı olması nedeni ile haczinin mümkün olmadığı iddiası ile söz konusu hesaptaki haczin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda belediye adına kayıtlı banka hesabı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Haczedilmezlik şikayetine konu, banka hesabı olduğunda hesaptaki paraların niteliği belirlenmelidir. Tamamının haczi kabil olmayan paralardan oluşması halinde haczinin kabil olmayacağı tartışmasızdır. Ancak hesapta haczi kabil paraların da bulunması, bir diğer ifade ile haczi mümkün olmayan paralarla haczi kabil paraların aynı hesaba yatırılarak karıştırılması durumunda, havuz hesabı söz konusu olacaktır. Hesabın sürekli işlem görüyor olması ve sürekli yatan ve çekilen paraların bulunması karşısında kalan bakiyenin vergi, resim ve harç gelirinden mi yoksa haczi kabil paralardan mı oluştuğunun belirlenmesine imkan yoktur. Bu şekilde haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu belediyenin iddiasını ispat imkanını kendisinin kaldırdığı sonucuna varılmalıdır. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine havuz hesabı oluşturmasının da iyi niyetle bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranış AİHM’nin AİHS’nin 6 § 1. ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddelerinin ihlali sonucu doğuracağı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır. Öte yandan borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir.
Somut olayda, üzerine haciz konulan hesap ile ilgili banka tarafından gönderilen hesap ekstresi ve yapılan bilirkişi incelemesinde, hesaptaki paraların tamamına yakınının İller Bankasından gelen tutarlar olduğu, bir adet hesap hareketinin ise havale olarak geldiği tespit edilmiştir. Hesaptaki paraların tamamına yakını haczi kabil olmayan İller Bankası payına ait olsa da niteliği belirtilmeyen bir adet havalenin kaynağının haczi kabil olduğu tespit edilir ise belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları aynı hesapta topladığı ve havuz hesabı oluşturarak haczedilmezlik hakkından feragat edeceğinin kabulü gerekir.
Mahkemece yapılacak iş, söz konusu hesapta bilirkişi tarafından bildirilen ve kaynağı belirtilmeyen, İller Bankası payı haricinde kalan paranın kaynağını araştırmak ve haczi kabil
para olup olmadığına göre havuz hesabı oluşturup oluşturmadığını denetlemek, şayet paranın kaynağı haczedilebilir nitelikte ise şikayetin reddine, değil ise kabulüne karar vermektir.
O halde mahkemece, yukarıda izah edilen şekilde araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bir adet hesap hareketinin havale olarak gelmesinin hesabı havuz niteliğine çevirmeyeceği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.