MAHKEMESİ : Trabzon İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/05/2013
NUMARASI : 2013/324-2013/317
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi, talimat icra dosyalarında yapılan Taşınır Açık Artırma İlanlarında "mahcuz satış bedeli üzerinden %18 oranında KDV'nin alıcıya ait olacağı" şeklinde bir açıklamada bulunulduğunu, cihazı satın alırken %8 KDV ödemesi gerekirken %18 KDV ödeyerek almasının yürürlükte olan kararnameye aykırı olduğunu, KDV oranının kararnameye göre değiştirilerek iadesinin gerektiğini, taşınır satışında %18 olarak hesaplanmış olan KDV oranının %8 olarak düzeltilmesini, ödemiş olduğu vergi miktarı ile arada oluşan farkın iadesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, uyuşmazlık konusunda Vergi Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle, yargı yolu sebebiyle şikayet dilekçesinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1/3-d maddesine göre; müzayede mahallerinde yapılan satışlar Katma Değer Vergisi'ne tabidir. Burada satılan malın ait olduğu kişinin KDV mükellefi olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Kanun koyucu tarafından bu yerlerdeki satışlar özel olarak KDV'ye tabi tutulmuştur. KDV Kanunu'nun 40. maddesine 4108 Sayılı Kanunla eklenen (5) numaralı fıkra ile Kanunun 17. maddesinin l. fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara, sadece vergiye tabi işlemlerinin bulunduğu dönemler için beyanname verdirme, beyanname yerine kaim olmak üzere işleme esas belgeleri kabul etme, bu mükelleflere ait verginin beyan ve ödeme zamanı ile tahsiline ilişkin usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığı'na yetki verilmiş bulunmaktadır. Söz konusu yetki çerçevesinde Kanunun I/3-d maddesi uyarınca müzayede yoluyla satış yapan icra dairelerinin, bu satışlarıyla ilgili KDV'nin beyan ve ödenmesi ile ilgili işlemleri, KDV genel tebliğlerinde yer alan açıklamalara uygun yürütülür. Bu bağlamda 48 seri no'lu KDV genel tebliğinin (D) bölümünde, icra yoluyla yapılan satışlarda verginin mükellefinin satışı gerçekleştiren icra daireleri olduğu düzenlemesi yer almaktadır.
Her ne kadar Dairemizin önceki içtihatlarında, KDV'nin tarh ve tahakkuk işlemleri, anılan verginin mükellefi sıfatı ile yapılmakta olduğundan, bu işlemlerden doğan ihtilafların çözüm yerinin vergi mahkemeleri olduğu belirtilmiş ise de; Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün 11/03/2013 tarih ve 2012/182 Esas-2013/321 Karar sayılı ilamında özetle; KDV'ye ilişkin şikayetin, icra müdürlüğünün tesis ettiği bir işlemden kaynaklandığı, mahkemece incelemenin, icra dosyasından yapılarak anılan işlemin kanuna uygun olup olmadığı hususunda karar verileceği belirtilmek suretiyle uyuşmazlığın adli yargılanmanın bir parçasını oluşturduğundan adli yargı yerince çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, KDV'ye ilişkin işlemin kaynağı icra müdürlüğünün tesis etmiş olduğu karara ilişkin olduğundan, işlemin yasaya uyarlılığı, şikayet yoluyla, icra mahkemelerinin denetiminde olduğunun kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan olgular karşısında, Dairemizin değişen içtihadına göre, KDV'ye ilişkin şikayetin icra mahkemelerinde incelenmesi gerekir isternin yargı yolu nedeniyle reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Ancak, İİK'nun 4. maddesi gereğince, takip hangi icra dairesinden başlamış ise bu takiple ilgili itiraz ve şikayetler, takibin yapıldığı yer icra müdürlüğünün bağlı olduğu icra mahkemesinde çözümlenir. Bu husus kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliğindedir. Yasada belirtilen koşulların oluşması halinde, İİK'nun 79 ve 360. maddeleri yetki ile ilgili istisnaları düzenler.
İİK'nun 360. maddesi gereğince ihalenin talimat yolu ile yapılması halinde, artırma ve ihaleye ilişkin ihtilaflar kendisine talimat yazılan icra dairesinin tabi bulunduğu icra mahkemesince halledilir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 13/01/1982 tarih ve 263-16 sayılı ve yine 13/02/2002 tarih ve 2002112-44 E.-2002/74 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, İİK'nun 360. maddesinde öngörülen yetki kuralı kamu düzeni düşüncesi ile sevk edilmiş kesin bir yetki kuralı olup, mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir.
Somut olayda alacaklının, Trabzon 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/6113 E. sayılı dosyası ile takibe başladığı, ihalelerin anılan takip dosyasından yazılan talimatlar üzerine, Bayburt İcra Dairesi'nin 2012/58 Tal. sayılı dosyası, Fatsa/Ordu İcra Dairesi'nin 2012/585 Tal. sayılı dosyası, Pazar/Rize İcra Dairesi'nin 20121157 Tal. sayılı dosyası, Iğdır İcra Dairesi'nin 2012/153 Tal. sayılı dosyası, Tirebolu İcra Dairesi'nin 2012/201 Talimat sayılı dosyaları ile gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu durumda, yukarıda açıklanan maddeler ve kurallar gereğince ihaleye yönelik şikayeti inceleme yetkisi, satışı gerçekleştiren talimat icra dairesinin bağlı olduğu Talimat İcra Mahkemelerine aittir.
O halde kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olması nedeniyle mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.