MAHKEMESİ : İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/06/2013
NUMARASI : 2012/147-2013/569
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Her ne kadar alacaklı, borçluların 17.01.2012 ve 18.01.2012 tarihlerinde avukata vekalet verdiklerini ve usulsüz tebliğ işlemini bu tarihte öğrendiklerini ileri sürmüş ise de, bu vekaletnamelerin şikayete konu takibe yönelik olarak verildiğinin tespit edilememesine ve dolayısıyla söz konusu iddianın yerinde olmadığının anlaşılmasına, tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Borçlu ...un temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlu ...'un temyiz itirazlarının REDDİNE,
3-Borçlu ...'un temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK.nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.
İİK’nun 170/3.maddesi uyarınca icra mahkemesi, yapacağı inceleme sonucunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse, itirazın kabulüne karar verir. Aynı maddenin 4.fıkrasında; icra mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi halinde senedi takibe koymada kötüniyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10’u oranında para cezasına mahkum edileceği düzenlenmiştir.
Takibe konu bono incelendiğinde; takip alacaklısının bonoda lehtar olduğu, hakkında takip yapılan borçlunun ise keşideci konumunda bulunduğu görülmektedir.
Mahkemece, imzanın borçlunun eli ürünü olmadığı belirlendiğine göre, senet lehtarı olan alacaklı, keşideci borçlu hakkında yaptığı takipte imzanın adı geçene ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğundan senedi takibe koymada en azından ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, borçlu lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ:Borçlulardan ...'un temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (3) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.