MAHKEMESİ : İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/09/2013
NUMARASI : 2012/1140-2013/670
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 585. maddesi “Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir: 1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.
2. Borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi.
3.Borçlunun iflasına karar verilmesi.
4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması.
Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.
Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda alacaklı ile borçlu ...... A.Ş. Arasındaki 31.10.2008 tarihli protokolü, borçlu ...A.Ş. adi kefil sıfatı ile imzalamıştır. Alacaklının her iki borçlu hakkında ilamsız takip başlatıp, borçlulara örnek 7 ödeme emrini tebliğ ettirdiği, ancak borçlu .....A.Ş. İtirazı üzerine itirazının kaldırılması istemiyle alacaklı tarafından icra mahkemesine başvurulduğu, mahkemece dayanak belgenin İİK.nun 68.maddesinde sayılan belgelerden olduğu gerekçesiyle itirazın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca, alacaklının asıl borçlu hakkında takip yapıp, bu takip semeresiz kalmadan kefil hakkında takip yapması mümkün değildir. Bu husus kamu düzenine ilişkin ve süresiz şikayete tabi olup mahkemece de resen dikkate alınması gerekir.
O halde mahkemece anılan yasal düzenleme değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy