MAHKEMESİ : İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/08/2013
NUMARASI : 2013/927-2013/615
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, takibin işlemsiz bırakılması nedeniyle takibe konu bononun zamanaşımına uğradığını ileri sürerek icranın geri bırakılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, itirazın kabul edilerek icranın geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
6762 Sayılı TTK.'nun 688/6. (6102 Sayılı TTK'nun 776/f) maddesi gereğince, bonoda tanzim yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanunun 689/son (6102 Sayılı TTK'nun 777/son) maddesine göre ise, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. H.G.K.'nun 02.10.1996 tarih ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tanzim yeri olarak idari birim adının yazılması yeterli ve zorunlu olup, ayrıca adres gösterilmesi mecburiyeti bulunmamaktadır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 02/10/1996 gün ve 1996/12-5 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere; İİK.nun 170/a-2. maddesi gereğince bu husus icra mahkemesince re'sen nazara alınır.
Somut olayda, takibe dayanak yapılan senette tanzim yeri olarak yazılan "Merter" ibaresi idari birim olmadığından anılan belgenin bono vasfını taşımadığı görülmektedir.
Borçlu, İİK.nun 170/a-1 maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 168/3. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren (5) günlük yasal süre içerisinde icra mahkemesine başvurduğuna göre, mahkemece, takibe konu senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı hususu re'sen dikkate alınarak, İİK.nun 170/a-2. maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken; bu husus gözardı edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de, borçlunun başvurusu bu hali ile İİK.nun 169/a maddesi kapsamında takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı olup, aynı maddenin 5. fıkrası gereğince itirazın kabulü ile takibin durdurulması yerine icranın geri bırakılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.