MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/06/2012
NUMARASI : 2012/486-2012/653
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan dört adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borçlunun, imzaya itirazı ile birlikte ilk cironun lehdar olan kendisine ait olmaması nedeniyle ciro silsilesinin kopuk olduğunu ileri sürerek takibin durdurulması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği görülmektedir.
Bonoların keşide tarihinde yürürlükte bulunan TTK.nun 690. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 598. maddesi uyarınca ise, bonoyu elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılır. Bonoda ilk cironun lehdara ait olması gerekir. Lehdarın cirosundan önceki cirolar yok sayılır. Lehdarın cirosundan sonra senedi devralan hamiller, yetkili hamil olurlar. Bu nedenle lehdar konumunda olan borçlunun ciro silsilesi ve kambiyo vasfına yönelik temyiz itirazları yerinde değil ise de;
İİK'nun 170/b maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı kanunun 68/a-3.maddesinde "Tatbike medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mukayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermeyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir." hükmü düzenlenmiştir. İİK'nun 170.maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesine göre ise; "İcra mahkemesi 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir." Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK'nun 26.04.2006 tarih 2006/12-259 E, 2006/231 K. sayılı kararı).
Somut olayda icra mahkemesince, borçlu tarafın dava dilekçesinde deliller kısmında zorunlu delillerini bildirmediği,tensip zaptının tebliğinden sonra da davacı tarafça dosyaya başka delil sunulmadığı, HMK 318 madde hükmü uyarınca tarafların dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini sunmaları gerektiği belirtilerek itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere imza itirazında ispat yükü alacaklıya ait olup, borçlu imza örneklerinin bulunduğu yeri bildirmese dahi mahkemece borçlunun mahkeme huzurunda atacağı imzalar alındıktan sonra imza incelemesi yaptırılması gerekir. Mahkemece yapılacak iş, alacaklıya delillerini bildirip gerekli masrafı yatırması için usulüne uygun kesin süre vermek ve oluşacak sonuca göre karar vermektir. Kaldı ki, karara gerekçe gösterilen ve borçlu vekiline tebliğ edilen 17.05.2012 tarihli tensip zaptının 3 nolu ara kararı, davalı konumunda bulunan alacaklıya yapılmış bulunan ihtarı içermekte olup, tensip zaptında borçlu vekiline verilmiş bir süre de bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, ispat külfeti üzerinde bulunan alacaklı tarafa usulüne uygun şekilde delillerini bildirmesi ve masrafını yatırması için süre verilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile itirazın reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.