MAHKEMESİ : Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2013
NUMARASI : 2013/783-2013/969
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından, borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine adı geçen borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, senetteki imzaların kendisine ait olup, keşideci ....'nin yetkilisi olmadığını ve keşideci şirkete ait imza bulunmaması nedeniyle keşideci lehine olan avalinin de geçersiz olduğunu, senedin 15.02.2011 tarihinde ödenmesine rağmen iade edilmeyerek takibe konulduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.
Takip dayanağı bononun tanzim tarihi itibariyle olayda uygulanması gereken 6762 sayılı TTK. nun 688/7. maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için “… senedi tanzim edenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir.
Somut olayda, takip dayanağı bononun keşidecisinin ......., muteriz borçlu ....'in ise avalist olduğu ve çift imza bulunduğu görülmüştür. Bu durumda imzalardan birinin şirket adına diğerinin de şahsen atıldığının kabulü gerekir. Şirket adınla atılı imzanın borçlu tarafından atıldığı ve adı geçenin keşideci şirketi temsile yetkili olmadığı taraflar arasında ihtilafsız olduğu gibi mahkemenin de kabulündedir. TTK. nun 590. maddesi gereğince “temsile selahiyetli olmadığı halde” temsilci sıfatı ile imza eden kişi bonodan dolayı şahsen sorumludur.
Bu durumda yetkisiz temsilci sıfatıyla hareket eden borçlu bonodan dolayı keşideci sıfatıyla sorumlu olduğundan, adı geçen hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz takip yoluyla takip yapılmasında yasaya aykırılık yoktur.
Öte yandan İİK.nun 170/a-son maddesi uyarınca “her ne suretle olursa olsun, .....borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise” bu maddeye dayalı olarak takibin iptaline karar verilemez. Buna göre borçlunun, icra mahkemesine başvurusunda yer alan borcun ödendiği yönündeki iddiası, borcun kabulü niteliğinde olmakla, İİK. nun 170/a-son maddesi uyarınca alacaklının kambiyo hukukuna göre takip hakkı bulunmadığı nedeniyle takibin iptaline karar verilemez.
O halde mahkemece istemin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy