MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 18/09/2012
NUMARASI : 2012/157-2012/260
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Fatura alacağına dayalı olarak genel haciz yoluyla yapılan takipte, borçlunun yetkiye itirazı üzerine takip durmuştur. Alacaklı, icra mahkemesine başvurarak yetki itirazının kaldırılması talebinde bulunmuş, mahkemece 05.10.2010 tarihinde Tuzla İcra Dairesi'nin yetkisizliğine, takipte Kocaeli İcra Müdürlüğü görevli ve yetkili olduğundan dosyanın Kocaeli İcra Dairesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, iş bu karar, temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; alacaklının başvurusunun itirazın kaldırılması istemi olup mahkemece talebin kabul veya reddine yönelik bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece 18.09.2012 tarihinde bozmaya uyularak, borçlunun adresinin Kocaeli olup yetkili icra dairesinin de Kocaeli olduğundan bahisle istemin reddine karar verilmiştir.
Konusu mal varlığı olan Borçlar Hukuku'na ilişkin sözleşmelerden doğan davalarda yetki, olay tarihinde uygulanması gereken HUMK.nun 10. maddesinde belirtilen kurallara göre çözümlenir. Örneğin; sözleşmedeki alacağın ödenmemesi, malın teslimi, cezai şartın ödenmesi gibi... Anılan madde sözleşmeden doğan davalar için iki özel yetki kuralı koymuştur:
a-Sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinin yetkisi (aktin icra, ifa edileceği yer)
b-Sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi (davanın açıldığı zaman davalı veya vekilinin orada bulunmaları koşulu ile)
Sözleşmenin yerine getirileceği yer öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tesbit edilir. Sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek borçlar varsa (malın teslim edileceği yer-borcun ödeneceği yer) mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde, borcun ödenmesi için açılacak dava ise borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmede açık veya zımni olarak sözleşmenin yerine getirileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer, Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre belirlenir. Yani davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmadı ise, borç alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Ancak aranacak ya da aldırılacak borçlar da Borçlar Kanunu'nun 73/l. maddesi uygulanmaz. Ne var ki HUMK.nun 10. maddesi hükmü yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından, geçersiz olan sözleşmelerden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz (sebepsiz iktisap gibi). Bu durumda ancak genel yetkili yer olan davalının ikametgahında dava açılır.
Sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi: Sözleşmeden doğan bir dava, davalı veya vekilinin, davanın açıldığı zaman orada bulunmaları koşulu ile sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde de açılabilir (İİK.nun 50. maddesinde bu koşul aranmaz).
Nitekim Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da yukarıda açıklanan kurallar benimsenerek, “HUMK.nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalarda tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteklerinin anlaşılamadığı hallerde, sözleşmenin yerine getirileceği yerin Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre belirleneceği” açıklanmıştır. Ancak bu gibi hallerde Borçlar Kanunu'nun 73. maddesinin uygulanabilmesi için akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda borçlu itiraz dilekçesinde, sadece icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine, diğer bir ifade ile akdi ilişki borçlu tarafından kabul edildiğine göre, BK.nun 73.maddesinin olaya uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, alacaklı kendi ikametgahının bulunduğu icra dairesinde takip başlatabilir.
O halde mahkemece borçlunun yetki itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy