MAHKEMESİ : İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/06/2011
NUMARASI : 2011/260-2011/1061
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK’nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;
Borçlu tarafından her ne kadar İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 08.11.2012 tarih ve 2011/260 E.-1061 K. sayılı tavzih kararı temyiz konusu yapılmış ise de, mahkemece verilen 28.06.2011 tarihli asıl kararda adı geçen borçlu hakkında kurulmuş bir hüküm bulunmadığından ve bu hali ile anılan borçlu açısından temyiz süresinin başlaması söz konusu olamayacağından, temyiz dilekçesinin, mahkemenin 28.06.2011 tarih ve 2011/260 E.- 2011/1061 K. sayılı kararına yönelik olduğuna oybirliği ile karar verildikten sonra temyiz incelemesine geçildi.
Somut olayda alacaklı tarafca borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı, yapılan takibe karşı borçlular tarafından icra mahkemesine başvurarak takibe konu senetlerin protesto edilmemesi nedeniyle lehtar olarak haklarında takip yapılamayacağını belirtip takibin iptalini istedikleri, 23.11.2009 havale tarihli şikayet dilekçesinde borçlu vekili olarak Av.nin imzası ile diğer borçlu un imzasının yer aldığı, şikayet dilekçesinden sonra borçlu z vekili olarak 'nin vekaletnamesini dosyaya sunduğu görülmektedir.
Mahkemece borçlulardan hakkında hüküm kurulduğu halde diğer borçlu 'un karar başlığında gösterilmediği ve anılan borçlu yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, bunun üzerine borçlu vekili tarafından tavzih isteminde bulunulduğu, mahkemece, şikayet dilekçesi içeriğine göre yargılamanın sadece açısından yapıldığı gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
HMK.nun 297/1-b.maddesi hükmüne göre, hükümde, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile T.C. kimlik numaraları, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise, hükmün sonuç kısmında, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Şikayet dilekçesinde her iki borçlunun isminin yer aldığı ve Dairemizin 05.10.2010 tarih ve 2010/9163 Esas-22191 Karar sayılı bozma ilamında her iki borçlu için de kararın bozulduğu dikkate alındığında, mahkemece borçlu hakkında da hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy