MAHKEMESİ : İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/11/2012
NUMARASI : 2012/629-2012/1127
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini belirterek tebliğ tarihinin 18/04/2012 olarak düzeltilmesini talep ettiği, bu tarihe göre de imza itirazında bulunduğu, ayrıca dayanak senedin kambiyo vasfında olmadığını ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesi şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ, aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu maddede belirtilen şahıslara, muhatap adına tebligatın yapılabilmesi için, tebligatın yapılacağı sırada muhatabın orada bulunmaması gerekir. Muhatap, o adreste olmakla beraber sadece tebliğin yapılacağı anda orada bulunmuyor ise, tebligat, 17. madde hükmü uyarınca yapılır. Ancak, 7201 Sayılı Kanun'un 17.maddesi ve tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan tüzükte yazılı olduğu üzere, muhatabın tebliğ sırasında orada bulunmadığı saptanmadan anılan maddeye göre tebligat yapılamaz.
Somut olayda, ödeme emrinin borçluya Tebligat Kanunu'nun 17.maddesine aykırı şekilde, muhatabın tebliğ sırasında orada bulunmadığına dair bir meşruhat yazılmaksızın, “tebliğ adresinde muhatap çalışan Erdem Gül imzasına teslim edilmiştir” şerhi ile tebliğ edildiği görülmektedir.
Tebligatın usulüne uygun yapılmadığı durumlarda, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebliğ tarihinin belirlenmesi zorunludur. Anılan maddede "tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliği tarihi addolunur." hükmüne yer verilmiştir. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12/02/1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere, beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
O halde, mahkemece, ödeme emri tebligatı usulüne uygun olmadığından, borçlunun takibe muttali olduğu tarihin tespit edilerek şikayetin yasal sürede olması halinde diğer itiraz ve şikayetlerinin incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.