MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/11/2012
NUMARASI : 2012/331-2012/686
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE;
2- Borçlunun temyiz itirazlarına gelince;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı Eİnşaat A.Ş. tarafından Alemdar Beldesi Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatılmış ve icra müdürlüğünce adı geçen borçluya 922.233.296.000 TL alacağın %70 faiziyle birlikte tahsili için (7) örnek ödeme emri tebliğ edilmiştir. Borçlunun yasal süre içerisinde borca ve fer'ilerine itirazı üzerine, alacaklı tarafından itirazın iptali talebi ile Ümraniye 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, mahkemenin 16.04.2003 tarih ve 200l/1220esas, 2003/333 karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 875.876.197.935 TL alacak yönünden itirazın iptaline,takibin devamına, 330.350.479.174 TL inkar tazminatının borçludan tahsiline karar verildiği görülmektedir.
18.01.2004 tarihli kongre kararı ile borçlu derneğin feshine ve Milli Eğitim Bakanlığı'na devrine karar verildiği, fesih tarihindeki 2908 Sayılı Dernekler Kanunu'nun 55. ve Dernekler Tüzüğünün 21. maddeleri gereğince derneğin mal, para, hak ve borçlarının Milli Eğitim Bakanlığına intikal ettiği, bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığının derneğin külli halefi olduğu anlaşılmaktadır.
Alacaklı vekilinin 21.05.2009 tarihli talebi üzere, icra müdürlüğünce, itirazın iptaline ilişkin karar nazara alınarak halefiyet nedeniyle dosya borcu 6.454.123,00 TL.nin ödenmesi için Milli Eğitim Bakanlığına muhtıra gönderilmiştir. Bu muhtıraya karşı borçlu sıfatlarının bulunmadığından bahisle, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Üsküdar 2. İcra Hukuk Mahkemesi'ne şikayette bulunulması üzerine, mahkemenin 2009/436 esas, 2009/420 sayılı ve 09.06.2009 tarihli kararı ile, "ilk takip sırasında borçlu dernek feshedilerek, bütün hak ve borçları ile Milli Eğitim Bakanlığına geçtiğine göre, aynı takip dosyasında tahsilin külli halef
olan Milli Eğitim Bakanlığına yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından" bahisle talebin reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine de, Dairemizce,külli halef konumunda olan Milli Eğitim Bakanlığına muhtıra gönderilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle kararın onandığı ve mahkeme kararının 11.05.2010 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Alacaklı vekilinin bu kararı icra dosyasına ibraz ederek, yeniden dosya hesabının çıkartılarak Milli Eğitim Bakanlığına muhtıra gönderilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce talep doğrultusunda 18.06.2010 tarihli hesap tablosu neticesinde tespit edilen 7.095.850,00 TL dosya borcunun ödenmesi için muhtıra gönderildiği (bu hesaplama içinde itirazın iptali ilamında hüküm altına alınan asıl alacak, icra inkar tazminatı, ilamdaki feri alacaklar, tahsil harcı vs .. nin bulunduğu) anlaşılmaktadır.
Borçlu Milli Eğitim Bakanlığı, dosyada borçlu sıfatları bulunmadığından kendilerine muhtıra gönderilemeyeceğini, yine muhtırada istenen faiz miktarının fazla olduğunu, icra inkar tazminatı, ilam harcı ve tahsil harcının kendilerinden talep edilemeyeceğini ileri sürerek muhtıranın iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, bozmadan önce verilen kararda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın külli halef olarak dosya borcundan sorumlu olduğu kabul edilmiş, ancak külli halef olduğu için selefin (yani borçlu derneğin), tüm hak ve borçlarından selefi gibi sorumlu olması gerekeceği nazara alınmadan, Milli Eğitim Bakanlığının, ilk muhtıranın gönderildiği tarihten itibaren borcun faizinden sorumlu olacağı kabul edilerek faizin 235.766.67 TL. lik kısmından sorumlu bulunduğuna, icra inkar tazminatının faizi yönünden ise , ilam tarihi yerine muhtıra tarihinin başlangıç kabul edilerek faizinin hesap edilmesi gerektiğinin nazara alınarak sonuca gidilmesi yönünde karar verildiği görülmektedir.
Söz konusu kararın temyizi üzerine, Dairemizin 21.11.2011 tarih ve 2011/6646 Esas, 2011/23101 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece, bu takip açısından kesin hüküm oluşturan Üsküdar 2. İcra Hukuk mahkemesinin 09.06.2009 tarih ve 2009/436-420 sayılı kararı nazara alınarak, Milli Eğitim Bakanlığının, borçlunun külli halefi sıfatıyla bu dosyadaki tüm borçlardan (asıl borç, icra inkar tazminatı ve işlemiş faizden) tıpkı selefi borçlu dernek gibi sorumlu olduğu gözetilerek, bilirkişiden bu kalemlere ilişkin yeniden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kuru1ması isabetsizdir" gerekçesi ile karar bozularak mahkemesine iade edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada yeniden bilirkişi raporu alınarak karar verilmiş ise de anılan rapor aşağıda belirtilecek yönlerden eksik ve hatalı olup hükme esas alınamaz.
Mahkemece bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda, faiz hesabı yapılırken, 31.12.2003-30.06.2004 tarihleri arası için faiz hesabı yapıldıktan sonra 30.05.2004-30.06.2005 tarihleri arası faiz hesabı yapılmakla 30.05.2004-30.06.2004 tarihleri arası için mükerrer hesaplama yapıldığı gibi, icra inkar tazminatının dayanağı ilamın incelenmesinde, icra inkar tazminatına ilişkin faizle ilgili bir hüküm tesis edilmediğinden, karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğine göre, bilirkişi tarafından bu kalem alacak yönünden karar tarihi itibarı ile hesaplama yapılması yerinde ise de, avans faiz oranlarına göre hesaplama yapılması doğru değildir.
O halde mahkemece, borçlunun muhtıra hesaplanan faize ilişkin şikayeti hakkında bilirkişiden yukarıda belirtilen hususlarda ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı ve eksik bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E.-1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Bozmadan önce verilen karar ile kesinleşen hususların mahkemece verilen kararın hüküm kısmında kesinleştiğinin belirtilmesi gerekirken, gerekçe kısmında bu hususların kesinleştiğinin belirtilmesi ile yetinilmesi de doğru olmayıp bu şekilde hüküm tesis edilmesi durumunda şikayete konu 18.06.2010 tarihli muhtıranın ne şekilde düzeltileceği konusunda tereddütlerin oluşacağı da açıktır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy