MAHKEMESİ : Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/06/2012
NUMARASI : 2012/514-2012/778
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı LBT Varlık Yönetim A.Ş. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında genel haciz yolu ile yapılan ilamsız takip sonucu borçlular adına kayıtlı bulunan ..... ili, ..... İlçesi, ..... Ada ..... Parselde kayıtlı ..... nolu bağımsız bölüm üzerine 26.12.2011 tarihinde haciz şerhi işlenmiş, hacizden sonra Sincan 1. Noterliği'nin 25.08.2010 tarih ve 25645 yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'ne dayalı olarak 02.04.2012 tarihinde 3. kişi Şenpen Taşımacılık İnşaat Taahhüt Gıda ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına tapuda tescil işlemi yapılmıştır.
2644 Sayılı Yasa'nın 26. maddesi gereğince noterler tarafından tanzim edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, taraflardan birinin isteği üzerine gayrimenkul siciline şerh verilebilir. Bundan amaç, sözleşmeye aleniyet kazandırmak, edinilen kişisel hakkı kuvvetlendirerek 3. şahıslara karşı da ileri sürülebilir hale getirmektir. Çünkü Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesi uyarınca tapu sicili aleni olup, hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. İcra müdürü haciz işlemini yaparken bir başka anlatımla haciz tarihinde taşınmazın borçlular adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir. Taşınmaz, haciz tarihinde borçlular adına kayıtlı olduğundan icra memurunun haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Her ne kadar şikayetçinin dayandığı sözleşme, 25.08.2010 tarihli olup, hacizler bu tarihten sonra konulmuş ise de; sözleşme, yapıldığı tarihte tapuya tescil edilmediğinden kişisel hak ayni nitelik kazanmamıştır. Dolayısıyla Türk Medeni Kanunu'nun 919, Tapu Kanunu'nun 26. maddelerine göre bu hakkın 5 yıl süre ile 3. kişilere karşı ileri sürülebilmesi koşullarının olayda uygulama yeri yoktur (HGK.nun 13.06.2001 tarih ve 2001/12-461E.- 2011/516K. sayılı kararı). Başka bir anlatımla tescil işlemi hacizden sonra olduğundan haczin kaldırılması istemi yerinde değildir.
Tüm bu olgular karşısında mahkemece istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı LBT V... Yönetim A.Ş.'nin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy