MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2013
NUMARASI : 2013/73-2013/130
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekilinin, ihtiyati haciz kararına istinaden takibe itiraz ettikleri için takibin müvekkili yönünden durduğunu, müvekkilinin Karayolları 9.Bölge Müdürlüğü nezdindeki hak ve alacaklarının haczedildiğini, alacaklının muvafakati de alınarak paranın bir kısmının müvekkiline iade edildiğini, icra müdürlüğü tarafından hukuka aykırı olarak harç kesildiğini iddia ederek bu harcın müvekkiline iade edilmesini talep ettiği, mahkemece; paranın alacaklıya iadesi ile ilgili alacaklının muvafakatinin haricen tahsile müncer, olduğu harçla ilgili icra müdürlüğü işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.
Tahsil harcı, konusu para olan veya parayla değerlendirilebilen icra takiplerinde, takip dosyasına yapılan ödemeler nedeniyle alınan nispi bir harç türüdür.
İİK 264/son maddesi “Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder.” hükmü düzenlenmiştir.
“İhtiyati haciz ise; İİK.nun 257. ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenmiş "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş alacaklar ile muayyen ikametgahı bulunmayan, mal kaçıran borçlular için vadesi gelmemiş alacakları temin bakımından" borçlunun mallarının ve haklarının üzerine konulan tedbir niteliğinde bir işlemdir. İİK.nun 264. maddesinde "ihtiyati haczi yaptıran alacaklının 7 gün içerisinde takip talebinde bulunması veya dava açması zorunluluğunu içeren" hükümden de anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz ile icra takibi ayrı hukuki düzenlemeler olup ayrı ayrı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenlerle, ihtiyati haciz icra takip işlemi olmayıp yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce uygulanan ve HUMK.nun 101. ve bunu izleyen maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir benzeri daha etkili bir tedbir işlemi olduğundan İİK.nun 289. maddesinde öngörülen takip yasağından sayılamaz.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2000/12-49 E, 2000/94 K sayılı ilamı)
Bu nedenle ihtiyati hacze binaen yapılan işlemlerin icra takip işlemi olmadığının kabulü gerekir.
Dolayısıyla, tahsil harcı ancak icra takibi sırasında, takip dosyasına münhasıran yapılan ödemelerden kesilen bir harç olup, takip kesinleşmediği müddetçe ihtiyati haciz, icrai hacze dönüşmeyeceği ve ihtiyati haciz icra takip işlemi sayılamayacağından, ihtiyati haciz kapsamında haczedilen paraların iadesi nedeniyle tahsil harcının kesilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, takip kesinleşmediği için ihtiyati haczi, icrai hacze dönüşmediğinden borçlunun, ihtiyati haciz kapsamında haczedilen, alacağının iadesi sırasında tahsil harcı kesilmesi mümkün değildir.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy