MAHKEMESİ: Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 31/01/2014
NUMARASI: 2014/35-2014/51
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu aleyhine verilen tedbir nafakasına ilişkin ara kararına dayalı olarak başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte, alacaklı tarafından, borçlunun borca itirazı ile birlikte borcu ödemiş olması nedeniyle itirazından vazgeçmiş olduğu gerekçe gösterilerek takibin devamının talep edildiği, mahkemece istemin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Somut olayda, Ankara 7. Aile Mahkemesi'nin 2013/1706 Esas sayılı boşanma davası nedeniyle tesis edilen 20.12.2013 tarihli tensip tutanağının (6) nolu ara kararı ile borçlu aleyhine müşterek çocuklar ve eş için toplam 2500 TL tedbir nafakasına karar verildiği, söz konusu ara kararının nafaka alacaklıları tarafından 26.12.2013 tarihinde ilamsız takibe konulduğu, takipte işlemiş faizin de talep edildiği, borçlu tarafından ilk ayın nafakasının 07.01.2014 günü alacaklı adına “itirazdan doğan haklar saklı kalmak kaydıyla” denilmek sureti ile havale edildiği, ödemenin alacaklı tarafından da kabul edildiği, örnek (7) nolu ödeme emrinin borçluya 11.01.2014 günü tebliğ edildiği ve bunun üzerine borçlunun, vekili aracılığı ile "takibe konu nafakanın tebligat dahi yapılmadan ödendiği" gerekçesi ile süresi içinde borca ve fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Borçlunun, henüz kendisine ödeme emri tebliğ edilmeden, dolayısıyla takip kesinleşmeden yapmış olduğu ödeme takip öncesi ödeme olup borçlunun başvurusu bu hali ile borca itiraz niteliğindedir. Borçlunun ara kararın verilmesini müteakip, ödeme emri tebliğ edilmeden ödeme yapması borca itirazdan vazgeçtiği anlamını taşımaz.
Genel haciz yoluyla yapılan takipte süresi içinde yapılan geçerli bir itiraz ile icra takibi durur. İtirazla duran icra takibine devam edilebilmesi için alacaklının başvurusu ile itirazın hükümden düşürülmesi gerekir. Bunu temin gayesiyle alacaklının ya itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekir.
O halde, mahkemece alacaklının şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.