MAHKEMESİ : Samsun 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/03/2014
NUMARASI : 2014/141-2014/218
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı T.Garanti Bankası A.Ş. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK. 366. ve HUMK. 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 25,20 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Üye .. Karşı Oy Yazısı :
Alacaklı vekili tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 7 numaralı ödeme emrinin borçlu N.. T..’a 11.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen borçlunun ise 04.03.2014 tarihinde mirası reddettiğine ilişkin mahkeme kararı sunarak takibin iptali talebi ile icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle İİK. nun 53.maddesi üzerinde durmak gerekir. Anılan maddeye göre;
“Terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır.” Bu maddenin uygulanabilmesi için icra takibinin mirasın reddi süresinde yapılması ya da murisin takibe başlandıktan sonra ölmüş olması gerekir. Somut olayda ise icra takibi mirası ret süresi geçtikten sonra başlatılmış olmakla İİK. nun 53.maddesinin uygulama yeri yoktur.
Öte yandan İİK. nun 16.maddesinde düzenlenen şikayet ise icra ve iflas dairelerinin işlemlerinin kanuna ve hadiseye uygun olup olmadıklarının denetlenerek, bunların iptali veya düzeltilmesi ile bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması halinde bu hakkın yerine getirilmesinin sağlanması için başvurulan takip hukukuna özgü özel bir yol olup, olayda İİK. nun 53.maddesinin uygulama yeri bulunmadığından şikayet yolu ile de icra takibinin iptali yoluna gidilemez. Pek tabidir ki İİK. nun 53.maddesine aykırı olarak takip yapılması ya da takip işlemlerine devam edilmesi nedenlerine dayalı olarak ilgililer İİK. nun 16.maddesi uyarınca icra mahkemesine şikayette bulunabilirler. İİK. nun 53.maddesine aykırılık iddiası ise kamu düzeni ile ilgili olduğundan İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca şikayet süresiz olacaktır.
Hak ehliyeti bulunan her gerçek(MK. n.8) ve tüzel(MK. m.48) kişi icra takibinde taraf(alacaklı veya borçlu) olma ehliyetine de sahiptir. (Prof. Dr. Baki KURU; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s.137, Kasım 2004-İstanbul)
Haklarında takip yapılan muteriz borçlu, hak ehliyeti olmadığı yönünde bir iddiada bulunmadığına göre taraf ehliyeti mevcuttur. Bu nedenle borçlunun murisin borcundan sorumlu olmadığına ilişkin iddiasının taraf ehliyeti ile ilgisi yoktur.
İcra takibine konu borcun asıl borçlusu, borçlunun mirasçısı olup, takip muteriz borçlu hakkında mirasçı sıfatı ile yapılmaktadır. Borçlu ise mirası reddettiğinden murisin borcundan sorumlu olmadığını ileri sürerek takibin iptalini istemiştir. Bir diğer ifade ile borçlu olmadığını ileri sürmektedir.
“İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara borca itiraz denir. Mesela ödeme, …sıfat itirazı gibi…. Borçlunun borcu olmadığına ilişkin itirazı, takip konusu senedin karşılıksız olduğu (veya kaldığı), hatır senedi olduğu, teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte temyiz kudretine sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu veya mirasın hükmen reddedilmiş olduğu gibi sebeplere dayanır.” (Prof. Dr. Baki KURU; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s.197, Kasım 2004-İstanbul)
Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda borçluların başvurularının borca itiraz niteliğinde olduğu kuşkusuz olup, borca itirazın ise İİK. nun 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede icra dairesine yapılması zorunludur. Nitekim mirasın reddine ilişkin mahkeme kararı 18.10.2012 tarihli olup, icra takibinden ve dolayısıyla ödeme emrinin tebliğinden önce alınmıştır.
Bu nedenle takibin şekline göre ödeme emri tebliğinden itibaren yedi günlük yasal sürede icra dairesine yapılması gerekirken, icra mahkemesine yapılan başvurunun reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşündeyim. 23.06.2014
Full & Egal Universal Law Academy