MAHKEMESİ: İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 20/03/2014
NUMARASI: 2014/66-2014/198
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Hukuk davalarında olduğu gibi, icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. TMK'nda düzenlenen fiil ehliyetinin takip hukukundaki karşılığı takip ehliyeti olup, dava ve takip ehliyeti, kişinin bizzat veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK'nun 453, 462/7, 359, 455.maddeleri) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışında ayırdetme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyetleri yoktur. Taraf ehliyeti olmayanlar tarafından başlatılmış veya taraf ehliyeti olmayanlara karşı başlamış veya devam edilmiş icra takipleri ve takip işlemleri geçersizdir. Anılan kişiler, istisnai haller dışındaki dava ve takiplerde kanuni temsilcileri tarafından temsil olunurlar.
Murisi hakkında takibe başlanıp kendisi hakkında takibe devam edilen şikayetçinin, murisinin ehliyetsiz olduğuna yönelik şikayeti, yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetileceğinden, her zaman (süresiz) şikayet yolu ile ileri sürülebilir. İcra müdürü ve icra mahkemesi bu işlemlerin geçersizliğini kendiliğinden (re'sen) gözetmelidir.
Somut olayda, alacaklının, 09.9.2009 düzenleme tarihli bonoya dayalı olarak, bonoda düzenleyen konumunda olan M. K. aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığı, borçlunun Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23/11/2010 tarihli kararı ile kısıtlanarak kendisine vasi tayin edildiği, adı geçen borçlu hakkında Demansiyel Sendrom denilen bunama halinin saptandığı, kişide tespit edilen bu akli arızanın klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında işlem tarihi olan 03.12.2009 ve 02.12.2009 tarihlerinde bu akli arızaya musab olduğu tıbbi kanaatine varıldığına ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca düzenlenen 15/10/2012 tarihli raporun bulunduğu, bu raporun Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/195 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama nedeni ile o davaya özgü olarak alındığı, raporda fiil ehliyetinin bulunmadığı belirtilen tarihlerin, şikayet konusu takip dayanağı bononun düzenleme tarihini kapsamadığı anlaşılmıştır.
HMK’nun 266. maddesi; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz” hükmünü düzenlemiştir.
Ayırdetme gücünün nispi bir kavram olması, kişiye, eyleme ve işleme göre değişmesi bu yönde yetkili sağlık kurullarından rapor alınmasını gerektirmektedir. Esasen Türk Medeni Kanunu’nun 409/2. maddesi, akıl hastalığı ve akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
O halde mahkemece, dosyaya sunulan raporlar ile tüm tedavi ve hasta takip evrakları, Adli Tıp Kurumu Başkanlığına veya tam teşekküllü bir devlet hastanesine gönderilerek, keşideci konumunda olan Mustafa Kalfa'nın takip dayanağı bononun düzenleme tarihi (09.09.2009 tarihi) itibariyle fiil ehliyeti bulunup bulunmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.