MAHKEMESİ : Silopi İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/02/2014
NUMARASI : 2012/10-2014/4
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekilinin, mahkeme kararının 10.02.2014 tarihinde tefhim edilmesi üzerine, Silopi İcra Mahkemesine Uyap üzerinden yine 12.02.2014 tarihinde elektronik imzalı olarak sunduğu temyiz dilekçesinin, sistem üzerinden 12.02.2014 tarihinde havale edilmesine rağmen 03.03.2014 tarihinde onaylandığı görülmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 25.01.1985 tarih ve 1984/5 E.,1985/1 K.sayılı ilamında da açıklandığı üzere, harca tabi olmasına karşın harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçesi hakkında, HUMK’un 2494 Sayılı Yasa ile değişik 434/3. maddesi, benzetme yoluyla uygulanır. Bu durumda temyiz isteği, dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. Ancak, temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp, temyiz edenden istendiği halde, süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekir.
Somut olayda temyiz harcını yatırması için borçlu vekiline muhtıra gönderilmediği, harcın bu kişi tarafından da 04.03.2014 tarihinde yatırıldığı görülmüştür. Bu nedenle mahkemenin 10.02.2014 tarih (sistem üzerinden oluşturulma tarihi 11.04.2014) ve 2012/10 E. -2014/4 K. sayılı süresinde yapılmadığından dolayı temyiz isteminin reddine ilişkin kararının oybirliği ile kaldırılmasına karar verildi. İşin esasının incelenmesine geçildi.
Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun icra mahkemesine başvurarak imzaya itiraz ettiği, mahkemece itirazın reddi ile tazminat ve para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 170/3. maddesinde; "İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir....İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, mahkemece borçlunun yalnızca huzurda alınan imzaları ile birlikte inceleme için dosyanın Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Polis Kriminal Laboratuvarına gönderildiği, incelemeye esas belgelerin yetersiz olması nedeni ile ön rapor hazırlanarak yeterli belge toplandığında incelenmek üzere dosyanın bilirkişi tarafından iade edildiği, mahkemece incelemeye esas borçluya ait imza asıllarını içeren belgeler temin edildikten sonra bu defa dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, hükme esas alınan ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca düzenlenen 12.12.2013 tarihli raporda, borçlu adına atılı imzaların borçlunun eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediğinin bildirildiği görülmektedir.
İİK.nun 170/3 . maddesinde (inkar edilen imzanın borçluya ait olduğu) anlaşıldığı takdirde itirazın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, bilirkişi raporunda imzanın borçlunun eli ürünü olduğu yada olmadığı yönünde kesin bir görüş bildiriminde bulunulmadığı görülmektedir. Bu durumda bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması zorunludur; zira takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu bonodaki imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfeti de alacaklıya aittir(HGK.’nun, 26.04.2006 12-259/231 sayılı kararı).
O halde, mahkemece Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen 12.12.2013 tarihli rapor içeriğine göre borçlunun itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy