MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/03/2014
NUMARASI : 2014/261-2014/329
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi . .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlu şirket vekilinin şirketin eski ortağı ve senette asıl borçlu olarak görünen N.A. icra takibine konu senedi gerçekte yetkili olmadığı tarihte düzenleyip sahte kaşe vurarak tanzim ettiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinde sahtecilik sebebiyle menfi tesbit davası açtıklarını, takip alacaklısına hiçbir borçlarının bulunmadığını iddia ederek borçlu şirket yönünden takibin iptalini talep ettiği, mahkemece; borçlu şirket tarafından Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/107 esas sayılı dava dosyasında aynı hususta dava açıldığı, davanın derdest olduğu, icra mahkemesinde dava açmakta borçlu şirketin hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olup resen nazara alınması gerektiği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği görülmüştür.
İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra Ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan hallerde, ancak İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması (İİK 50, 68/a-4 gibi) veya bu kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması hallerinde uygulanabilir.
İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz.
Somut olayda, alacaklının borçlular aleyhine senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı, borçlu şirket vekilinin takibe konu senetteki imzaya ve borca itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Borçlu şirketin İcra Mahkemesine bu başvurusu İİK 169/a maddesi kapsamında borca itiraz niteliğindedir. Genel mahkemede aynı konuda dava açılması İcra Mahkemesinde yapılacak borca itiraz yönünden derdestlik oluşturmayacağı gibi borçlunun İİK’daki özel düzenlemeye dayalı olarak İcra Mahkemesine başvurarak takibin iptalini istemesinde hukuki yararı mevcuttur.
Bu durumda mahkemece, İİK 169/a maddesi uyarınca borca itirazın incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
Ayrıca mahkemece başvuru dava şartı yokluğundan reddedildiği halde esasın tartışılması da doğru değildir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy