MAHKEMESİ: İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 03/03/2014
NUMARASI: 2014/22-2014/184
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlu şirketin borca itirazı üzerine, alacaklı icra mahkemesine şikayet yoluyla yaptığı başvuruda; icra dosyasında borçlu şirket adına borca itiraz eden kişinin şirketin yetkili temsilcisi olmadığı ve avukat sıfatı bulunmadığı halde, vekaletname ibraz ederek borca itiraz ettiğini ileri sürerek icra müdürlüğünün takibin durdurulmasına ilişkin kararı ile hacizlerin kaldırılmasına yönelik işleminin iptali isteğinde bulunmuştur.
Somut olayda, borçlu şirket adına icra dairesine verilen 02.12.2013 havale tarihli itiraz dilekçesinde borçlu şirket kaşesinin üzerinde tek imzanın bulunduğu, itiraz dilekçesi ekinde ise; S. Ç.i ile ve H. K. ait Bornova 2. Noterliği'nin 06.06.2013 tarihli imza sirküleri ile borçlu şirketi temsilen S.Ç. tarafından Y. A.ve H. K. vekil tayin edildiklerine ilişkin İzmir 19. Noterliği'nin 30.10.2013 tarih ve 21248 yevmiye numaralı vekaletnamesinin icra dosyasına ibraz edildiği görülmektedir.
1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35/1. maddesinde; ''Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir.'' hükmü yer almaktadır. Anılan yasal düzenleme uyarınca, avukat olmayan kişinin borçlunun vekili sıfatıyla yaptığı itiraz geçersizdir.
Öte yandan, tüzel kişiler aleyhine yapılan takiplerde, borçlu tüzel kişinin organı (temsilcisi) ödeme emrine itiraz edebilir.
Bu durumda, mahkemece, itiraz tarihi itibariyle borçlu şirketin yetkili temsilcilerinin Ticaret Sicil Memurluğu'ndan sorularak tespit edilmesi, şirket yetkilisi olan kişiler yönünden yöntemince imza incelemesi yaptırılarak itiraz dilekçesindeki imzanın şirket yetkilisi olan kişilerin eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi ve yukarıda değinilen ilke ve kurallar da gözetilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.