(7201 S. K. m. 21, 23) (2004 S. K. m. 127) (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 16, 30, 31, 35, 79)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Elif Güney tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte borçlu, diğer fesih sebepleri ile birlikte borçluya yapılan kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshi isteminde bulunmuştur.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.'' denilmiştir. Bu yönetmeliğe göre 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Yani; tebligatı çıkaran merci tarafından adres kayıt sitemine ilişkin olarak şerh verilmeden dağıtıcı tarafından 21/2.maddesine göre tebliğ işlemi yapılamaz.
7201 sayılı Tebligat Kanununun Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21/1. maddesinde; Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. hükmü yer almaktadır. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. denildiği, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23.maddesinin 7.bendinde 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebinin tebligat mazbatasına yazılmasını emrettiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesinin (f) bendinde ise 30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebinin tebligat mazbatasına yazılacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.
Somut olayda, şikayetçi borçlu adına satış ilanı tebligatının "Aydınevler Mah. Gülen Sk. No:7 İç Kapı No:32 Maltepe /İstanbul'' adresine tebliğe çıkarıldığı, dağıtıcı tarafından 16.04.2013 tarihinde ''Gösterilen adres muhatabın Adres Kayıt Sistemindeki adresi olup tebliğ imkansızlığı nedeniyle Teb.K.m. 21/2 gereğince Aydınevler mahallesi muhtarına tebliğ edilmiş olup 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır.'' kaydı ile tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu, tebliği çıkaran mercii tarafından, bu adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olması nedeniyle tebligatın T.K.'nun 21/2.maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin bir şerhin verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından Tebligat Yönetmeliği'nin 16/2.maddesi kapsamında bir şerh verilmediğine göre; dağıtıcının kendiliğinden satış ilanı tebliğ işlemini T.K.'nun 21/2. maddesi uyarınca yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır.
Öte yandan, borçlu adına çıkarılan kıymet takdir raporu tebligatının ''muhatabın adresinin kapalı olduğu, komşu M. Y.'den sorulduğunda nerede olduğunun bilinmediği sözlü beyanından anlaşıldığından tebliğ evrakı T.K.21. madde gereğince Aydınevler muhtarına 23.10.2012 tarihinde teslim edilmiş olup 2 no'lu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır. En yakın komşu/kapıcı/yöneticiye haber verilmiştir. Beyan veren komşusu imzadan imtina etti.'' kaydı ile tebliğ edildiği görülmektedir. Bu durumda, kıymet takdir raporu Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği halde muhatabın adreste bulunmama nedeninin yukarıda belirtilen biçimde araştırılarak tespit edilmediği, borçlunun tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin belirlenmediği, ayrıca, haber verilen kişinin açık kimliğinin de tebligattaki meşruhatta yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, kıymet takdir raporu tebliğ işlemi de, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30. ve 35. maddelerine aykırıdır.
İİK'nun 127. maddesi gereğince; taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi ise başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy