MAHKEMESİ : İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/03/2014
NUMARASI : 2014/178-2014/204
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında faturalara dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, borçlu vekilinin, takip talebinde borçlunun .. Apartmanı 43 Blok olarak gösterildiği, apartmanın tüzel kişiliği bulunmadığından husumet ehliyetinin de olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece borçlunun taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 38. maddesi gereğince, yönetici, kat maliklerine karşı aynen bir vekil gibi sorumludur. Bir davada veya takipte kimlerin taraf olacağı nasıl temsil edileceği ise H.M.K., Avukatlık Kanunu, T.B.K.'nun vekalet akdine ilişkin hükümlerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere uygun temsil yetkisi olmadıkça yöneticinin 634 Sayılı Yasada sayılanlar dışında kat maliklerini temsil yetkisi olmadığından, apartman yöneticiliğinin aktif ve pasif taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle kural olarak yöneticilik hakkında icra takibi yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Ancak, 634 Sayılı Yasa'nın 35. maddesinde yöneticinin görevleri ayrı ayrı gösterilmiştir. Bu görevler ana gayrimenkulun yönetimi ile ilgili olup, yönetimin gerektirdiği ortak giderleri yapmak yetkisini de içermektedir. Yönetici, yasadan aldığı temsil yetkisine dayanarak çeşitli sözleşmeler kurabilir. İşte bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda yönetici dava açabileceği gibi, yöneticiye karşı da dava açılabilir. Şu husus da belirtilmelidir ki yönetici, vekaletname ile tayin edilen bir vekil gibi değildir. Yasal bir temsilci olup yetkisini yasadan almaktadır. Bu sıfatla yaptığı sözleşmeden dolayı kendisine husumet yöneltilebilir.
Öte yandan kat malikinin veya kat malikleri kurulunun ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmaması, yöneticinin özel kanundan doğan temsil yetkisini ortadan kaldırmaz. Sonuç olarak denilebilir ki, yöneticinin temsil yetkisine giren işlerden dolayı üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, aktif ve pasif dava (icra takibi) ehliyeti bulunmaktadır. Aksinin benimsenmesi durumunda ise, bu kez üçüncü kişilerin yönetici ile sözleşme yapmaktan kaçınacakları ve bundan kat maliklerinin zarar görecekleri kuşkusuzdur.
Somut olayda alacaklı faturalara dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatmış olup, fatura içeriklerine göre alacak konusunun,.. Apartmanı 43. Blok mantolama ve dış cephe boya ücreti olduğu, takipte borçlunun "yönetimi veya yöneticiliği" kelimesi kullanılmaksızın doğrudan Ege Apartmanı 43. Blok olarak gösterildiği görülmektedir.
Her ne kadar takip talebinde borçlu “ .. Apartmanı 43. Blok” olarak gösterilmiş ise de, “yönetimi veya yöneticiliği” kelimesinin eksik yazılması HMK’nun 124. maddesi uyarınca kabul edilebilecek bir yanılgıya dayalı olup, dürüstlük kuralına da aykırı olmadığından, alacaklının HMK'nun 124/3-4. maddesi uyarınca taraf değişikliği yapmak suretiyle bu yanlışlığı düzeltmesi mümkündür.
HMK'nun 124/3. maddesi uyarınca maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin kabulü için, karşı tarafın rızası aranmaz. Aynı maddenin 4. fıkrasında da “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir” düzenlemesi yer almaktadır. Anılan hükmün icra takiplerinde de uygulanması gerekir.
O halde mahkemece, alacaklıya, takip talebindeki borçlu ismini "..Apartmanı 43. Blok Yönetimi" şeklinde düzelterek bu isim altında yeniden ödeme emri çıkartması konusunda HMK'nun 124/ 3-4. maddesi uyarınca kesin süre verilmeli, bu sürede belirtilen şekilde ödeme emrinin çıkartılması halinde eski ödeme emrinin iptaline, aksi halde taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy