MAHKEMESİ: Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 03/04/2014
NUMARASI: 2014/154-2014/335
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümlerinin elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre borçluların yerinde olmayan temyiz itirazlarının REDDİNE;
2)Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Alacaklının, borçlu ve ipotek veren malik aleyhine teminat mektubu nedeniyle oluşan komisyon ve sigorta pirim borçlarının tahsil ve teminat mektubu bedelinin limit dahilinde depo edilmesi amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlattığı, borçlu ve ipotek veren malikin teminat mektubunun süreli olduğu ve süresi içinde riskin gerçekleşmediği, borçlarının oluşmadığı gerekçesiyle takibin iptali talebi üzerine mahkemece, komisyon ve sigorta borcunun oluştuğu, hesap katı ihtarına rağmen ödenmediğinden takipte bir usulsüzlüğün bulunmadığı, ancak teminat mektubu bedelinin depo edilmesi istenemeyeceğinden bu kısma ilişkin talebin iptaline karar verildiği, anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2013 tarih ve 2013/773-4250 sayılı ilamı ile ''..mahkemece bilirkişi vasıtası ile yapılan hesaplamada 19.463,60 TL olarak tesbit edilen nakdi borç için takibin yapılabileceğinin kabulü yerinde ise de, satışla ipotek sona ereceğinden bakiye satış bedeli üzerinde alacaklı bankanın rehin hakkı olduğu ve açıklanan kurallar gözardı edilerek teminat mektubuyla ilgili depo kararı istemi yönünden takibin iptaline karar verilmesinin isabetsiz...'' olduğuna değinilmek suretiyle kararın bozulduğu, mahkemece, 03.04.2014 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere; mahkemece, Yargıtay'ın bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde (HUMK 429 ve devamı maddeleri) mahkeme, artık bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararına uygun yeni bir karar vermek zorundadır. Çünkü bozmaya uyma kararı ile, bozma yararına olan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğmuş olur. Somut olayda, mahkemenin hükmü, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nce teminat mektubuyla ilgili depo kararı istemi yönünden takibin iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğundan bahisle bozulmuş, mahkemece bozma kararına direnilmeyerek uyma kararı verilmiş, ancak, sonuçta yine takibin bu kısmının iptaline hükmedilmiştir. Ne var ki, yukarıda açıklandığı üzere, mahkemenin bozma ilamına uyması ile alacaklı yararına usuli kazanılmış hak meydana gelmiştir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, uyduğu bozma kararında gösterilen esas çerçevesinde işlem yapmak ve hüküm kurmaktan ibarettir.
Hal böyle olunca, mahkemece, hükmüne uyduğu bozma ilamı doğrultusunda, teminat mektubu bedelinin depo edilmesi isteği yönünden takibin iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekirken; yeniden takibin bu kısmının iptaline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy