MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/02/2014
NUMARASI : 2014/127-2014/134
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı, borçlu aleyhine yürüttüğü ilamsız icra takibinde, borçluya “görüşü alınmak üzere atanan yasal danışman”ın takip dosyasına borçlu adına itiraz etmesinin mümkün olmadığını belirterek, yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü’nce takibin durdurulmasına yönelik işlemin iptalini talep etmiş, Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
4721 sayılı TMK .nun 429. maddesi uyarınca, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye belli işlemlerde işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanacağı hususu düzenlenmiştir.
“Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.3.1994 tarih ve E.1994/2054, K.1994/ 2859 sayılı kararında, önceki Medeni Kanunumuzun 379. maddesi (TMK. m.429) uyarınca atanan müşavirin, niteliği ne olursa olsun, vekil sıfatıyla hareket etme, danışmanı olduğu kişi adına dava açma, başkalarına karsı yasal temsilci gibi davranıp vekalet verme haklarına sahip olmaması ve hak sahibinin, danışmanın usulsüz olarak açtığı davaya yargılama sırasında icazet de vermemesi karsısında, davanın, dava ehliyetinin yokluğu nedeniyle reddi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda dava koşulu oluşmadan davanın kabulünün doğru bulunmadığı belirtilerek, yerel mahkeme kararı, kanaatimizce de yerinde olarak bozulmuştur.” (Prof. Dr. Nevzat KOÇ – “Türk Medeni Kanunu’ndaki Düzenlemeler Işığında Vesayet Hukuku’na Genel Bir Bakış” adlı makalesinden)
Takibe yapılan itiraz, hak düşürücü süreye tabi olup acele işlerdendir. Yasal danışmanın tek başına takibe itiraz etmesinin hukuki sonuç doğurması mümkün değilse de itirazı başlı başına geçersiz hale getirmez. Zira yasal danışmanın yaptığı bu işleme karşı kendisine yasal danışman atananın muvafakatı halinde itirazın geçerli olduğunun kabulü gerekir, aksi durum aşırı şekilcilik olup hak kaybına sebebiyet verir.
Somut olayda, kendisine yasal danışman atanan borçlu U.. D.. hakkında ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emri borçlu U.. D.. adına gönderilip, tebliğ edilmiş, takip şekline göre borçlunun yasal danışmanı süresinde icra dairesine itiraz başvurusunda bulunmuş ve İcra Müdürlüğü’nce takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Her ne kadar takibe itirazın borçlu ile birlikte yasal danışman tarafından yapılması gerekirse de, borçlunun Mahkemece verilen şikayetin kabulü kararını temyiz etmekle yasal danışmanın işlemini dolaylı olarak onadığının kabulü gerekir.
Bu durumda, yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda, şikayetin reddi gerekirken, aksi gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy