MAHKEMESİ : Çivril İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/02/2014
NUMARASI : 2011/62-2014/13
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu H.. T.. vasisi M.. T.. tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe karşı borçlu vekilinin, borçluda 2004 yılından itibaren akıl hastalığı bulunması nedeniyle ihale sürecinde borçlu asile yapılan tebligatların usulsüz olduğunu ve sair fesih nedenlerini ileri sürerek ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava ve takip ehliyeti, kişinin, kendisinin veya temsilcisi aracılığıyla bir davada veya takipte usul veya takip işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek veya tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bazı istisnai (kişiye sıkı surette bağlı haklarını kullanmada; TMK.nun 453, 462/7; TMK.nun 359, 455.maddelerindeki) hallerde dava ve takip ehliyetine sahiptirler. Bu durumlar dışındaki dava ve takiplerde, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların dava ve takip ehliyetleri bulunmadığından kanuni temsilcileri tarafından temsil olunurlar.
Somut olayda, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 28.10.2013 tarih ve 4119 karar sayılı raporu ile; kişinin 2004 yılı sonrasında mükerrer iskemik SVH atağı geçirdiği, demansiyel sendrom denilen bu akli arızanın klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı da dikkate alındığında takip tarihi olan 09.3.2011 ve ihale tarihleri olan 15.8.2011 ile 25.8.2011 tarihlerinde de bu akli arızaya musab olduğu tıbbi kanaatine varıldığı ve borçlu H.. T..'ın bu tarihlerde fiil ehliyetini haiz olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.
ATK raporu ile borçlunun takip tarihinden itibaren ehliyetsiz olduğu tespit edildiğine göre, ehliyetsiz olan borçluya en azından takip tarihi itibariyle vasi tayin edilip bundan sonra kısıtlıyı vasinin temsil etmesi gerektiğinden ve onun adına itiraz ve şikayet haklarını vasi kullanacağından, takibin ehliyetsiz borçlu hakkında yürütülmesi mümkün olmadığı gibi, İİK.nun 127.maddesi kapsamında çıkarılan satış ilanının vasi yerine borçlu asile tebliği ve bunun sonucu yapılan satış işlemleri yok hükmündedir.
İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (borçlunun vasisine) tebliğ edilmelidir. Borçluya (borçlunun vasisine) satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle şikayetin kabul edilerek ihalenin feshine karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlu H.. T.. vasisi M.. T..'ın temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.