MAHKEMESİ : Karacasu İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/12/2013
NUMARASI : 2013/11-2013/12
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçiler tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de ;
Takipte taraf olmayan şikayetçi 3. kişiler vekili, haciz tarihinde borçlu adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmaz ile ilgili olarak, haciz tarihinden önce açılan tapu iptal ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulü ile tapuda ½ hissesi borçlu H.. T.. adına kayıtlı olan taşınmazın anılan hissesine ilişkin tapu kaydının iptali ile murisleri Mehmet Hikmet Yenievli adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenle mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra konulan haczin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
4721 Sayılı TMK'nun 705/1. maddesinde; "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır" hükmü yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E., 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur.
Somut olayda Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.02.2012 tarih ve 2008/75 Esas, 2012/19 Karar sayılı kararı ile “Davanın kabulü ile, Aydın ili K. A.D. mevkii, 357 ada 2 parselde davalı adına kayıtlı taşınmazın davalı H.. T.. adına kayıtlı ½ payın iptali ile davacı Mehmet Hikmet Yenievli mirasçıları adına miras payları ile orantılı olarak tapuya tesciline” karar verildiği, kararın 14.01.2013 tarihinde kesinleştiği, Karacasu İcra Müdürlüğü'nün 2013/106 Esas sayılı dosyasından ise bu tarihten sonra 01.07.2013 tarihinde taşınmaz üzerine haciz konulduğu, haciz tarihi itibariyle taşınmazın tapuda takip borçlusu H.. T.. adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
İİK'nun 28.maddesinde; “Taşınmaz davalarında davacının lehine hüküm verildiği takdirde mahkeme davacının talebine hacet kalmaksızın hükmün tefhimi ile beraber hulasasını tapu sicili dairesine bildirir. İlgili daire bu ciheti hükmolunan taşınmazın kaydına şerh verir. Bu şerh, Türk Medeni Kanunu'nun 1010. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne tâbidir” hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, şikayetçilerin, kesinleşen mahkeme ilamı ile tescilden ve dolayısıyla haciz tarihinden önce şikayete konu taşınmaz hissesinin mülkiyetini kazanmış oldukları anlaşılmaktadır.
Öte yandan, haciz tarihi mülkiyetin tespiti açısından önem arzeder ise de; somut olayda gözlemlendiği gibi hacizden önce kesinleşen mahkeme ilamı ile mülkiyet hakkının sona ermesi durumunda, tapu kaydının aleniyeti kadar hukuki değer arzeden kesinleşmiş mahkeme kararının (ilamın) gözardı edilmesi mümkün değildir. Zira, şikayetçi maliklerin taşınmazın kendilerine ait olduğunu ispat açısından ellerindeki kesin hüküm karşısında başvurabilecekleri başka bir hukuki yol yoktur.
Hal böyle olunca, şikayetçiler lehine verilen ve kesinleşmiş tapu iptali ve tescil kararından sonra konulan haciz sonuç doğurmayacağından, mahkemece Karacasu İcra Müdürlüğü'nün 2013/106 esas sayılı dosyasına yönelik şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçilerin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy