(4721 S. K. m. 28) (6098 S. K. m. 513) (6100 S. K. m. 55) (1086 S. K. m. 440)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 26.02.2014 tarih, 2014/3022-5340 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Emin Bilseloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sair karar düzeltme itirazları yerinde değil ise de;
Davacı alacaklı tarafından borçlu aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı sonucu durdurulan takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu ve mahkemece itirazın kaldırılması isteminin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.maddesinin birinci fıkrasında; "Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer" denildiği, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513/1.maddesinde; "Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekalet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır" denildiği, Dava Sırasında Taraflardan Birinin Ölümü başlıklı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55/1.maddesinde; "Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir" denildiği görülmüştür.
Somut olayda ise; davacı alacaklının 25.11.2012 tarihinde öldüğü bu nedenle kişilik haklarının TMK.'nun 28/1. maddesi gereğince sona erdiği, davacı vekilinin görevinin de 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513/1. maddesi gereğince 25.11.2012 tarihinde sonlanmasına rağmen davacı mirasçıları davaya dahil edilmeden, bir diğer anlatımla davacı husumeti oluşturulmadan yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
Davada husumet, kamu düzenine ilişkin olduğu için yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. Yargılama sırasında davacı öldüğünden vekili olan avukatının vekalet görevi de yasa gereği sona ermiştir. Mahkemece yapılacak iş; TMK.nun 28, TBK.nun 513 ve HMK.nun 55.maddeleri gereğince işlem yapılarak davacı mirasçılarının davaya katılıp katılmayacaklarının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu yönden bozulması gerekirken sehven onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 26.02.2014 tarih ve 2014/3022 E., 2014/5340 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMKnun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.09.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy