MAHKEMESİ : Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/05/2014
NUMARASI : 2014/243-2014/342
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, icra müdürlüğü tarafından şikayetçiye 03.05.2013 tarihli ihtiyati haciz müzekkeresi gönderildiği, bilahare 13.11.2013 tarihli müzekkere ile haciz tarihi olan 03.05.2013 tarihinden itibaren borçluya ait hakediş ödemelerine ilişkin tüm belge ve kayıtların müdürlük dosyasına gönderilmesinin istenmesi üzerine şikayetçinin sözkonusu ödemelerle ilgili belgeleri icra dosyasına ibraz ettiği, icra müdürlüğünün ise 1. tekid başlıklı ve bila tarihli müzekkere ile ''şikayetçinin gönderdiği belge ve kayıtların incelenmesinde borçlu şirketin tahakkuk eden hakediş tutarlarının tamamı bu dosyadan hacizli olduğu halde yasal kesintiler adı altında kesintiler yapıldığının anlaşıldığı, tahakkuk eden hakediş tutarları ile müdürlük dosyasına ödenen tutarlar arasında fark bulunduğunun ve müdürlük dosyasına ödeme yapılmadığının görüldüğü, borçlunun şikayetçi yedinde bulunan 2.054.061 TL alacağının müdürlük dosyasındaki borca yetecek kadar miktarı olan 840.913,77 TL'sinin müdürlük hesabına ödenmesi aksi takdirde icra müdürlüğü emrini yerine getirmeyen şikayetçi hakkında İİK'nun 357. maddesi uyarınca işlem yapılacağının'' bildirildiği, bunun üzerine 3. kişinin anılan müzekkerenin iptali istemiyle şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır. İcra takibinde 3. kişinin sorumluluğu, ancak kendisine İİK'nun 89. maddesi gereği haciz ihbarnamesi gönderilmesi halinde söz konusu olur. Çünkü bu durumda sözü edilen maddedeki koşulların oluşması halinde borç 3. kişinin zimmetinde sayılır. Haciz müzekkeresi ise, doğurduğu hukuki sonuçları itibariyle İİK'nun 89. maddesi uyarınca düzenlenen haciz ihbarnamesinden farklıdır. İİK'nun 89. maddesindeki koşulları taşımayan haciz yazısı gönderilmesi halinde anılan maddedeki sonuçlar doğmaz ve borç 3. kişinin zimmetinde sayılamaz.
Bu durumda yukarıda açıklandığı üzere, icra müdürlüğünün ''kesintiler yapılması sebebiyle tahakkuk eden hakediş tutarları ile icra dosyasına aktarılan hakediş tutarları arasında fark bulunduğu ve müdürlük dosyasına ödenmediğinden bahisle daha önce borçluya ait hakedişlerin tamamı üzerine haciz konulmasından dolayı haczedilen paranın icra müdürlüğüne gönderilmesi'' istemini içeren 1. tekid başlıklı ve bila tarihli yazıyı şikayetçiye göndermesi yasaya aykırıdır. Zira, şikayetçiye 89. madde doğrultusunda haciz ihbarnamesi tebliğ edilmediği için borç 3. kişinin zimmetinde sayılamaz. Şikayetçinin anılan yasaya aykırı işlemi şikayette hukuki yararı vardır ve yasaya aykırı bu işlem süresiz şikayete tabidir.
Öte yandan, böyle bir durumda, 3. kişinin sorumluluğu genel mahkemelerde yargılamayı gerektirmekte olup; bu nedenle de haczedilen paranın doğrudan icra müdürlüğüne gönderilmesinin istenmesi mümkün değildir.
O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy