MAHKEMESİ: İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 02/10/2012
NUMARASI: 2011/796-2012/1218
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlanmıştır. Takip dayanağı bononun incelenmesinde keşidecinin muteriz borçlu İ.. Ç.., lehtarın dava dışı R. A.…Ltd. Şti. olduğu, senedin takip alacaklısı M.. K..'e ciro yoluyla devredildiği görülmektedir. Borçlunun icra mahkemesine başvurusu dayanak senedin bağımsız bölüm satımına ilişkin verildiği ancak lehdarın taahhüdünü yerine getirmediğinden senedin Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince iptal edildiğine ilişkindir.
Takip tarihinde yürürlükte bulunan TTK.nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 599. maddesine göre; "...kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; Meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." Ancak, hamilin bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin takip hukuku açısından geçerli yazılı bir belge ile kanıtlanması halinde anılan def’iler yetkili hamile karşı ileri sürülebilir.
Diğer taraftan menfi tespit davasında kim alacaklı olarak taraf gösterilmiş ise ona karşı hüküm ifade eder.
Somut olayda, takip alacaklısı bonoda ciranta olup, keşideci hakkında takip yapmıştır. Menfi tespit davası keşideci ile lehtar ve takip dışı diğer kişiler arasında görülmektedir. Yukarıdaki yasa hükmü gözetildiğinde, alacaklı cirantanın taraf olmadığı menfi tespit davasında verilen karar alacaklıyı bağlamaz. Takip alacaklısı 3. kişi ciranta olup menfi tespit davasının tarafı değildir, bu nedenle anılan karar ona karşı hüküm ifade etmez.
Bu durumda, borçlu icra mahkemesine başvurusunda TTK. nun 599.maddesinde belirtildiği gibi alacaklı hamilin takibe konu bonoyu iktisap ederken bile bile zararına hareket ettiğini iddia ve ispat etmediğine göre mahkemece itirazın reddi yerine kabulü ile takibin borçlu yönünden iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/09/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.