MAHKEMESİ: İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 08/04/2014
NUMARASI: 2013/668-2014/270
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1) Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlu G.. A...'nin temyiz itirazlarının (REDDİNE);
2) Borçlu N.. Y..'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde sair temyiz itirazları yerinde değilse de;:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlu N.. Y..'ın İİK. nun 168/5.maddesinde öngörülen yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda takip dayanağı bonoyu diğer borçlu şirketi temsilen imzaladığını, şahsi sorumluluğunun bulunmadığını belirterek takibin iptalini istediği, mahkemece, itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Takip dayanağı bononun tanzim tarihi itibari ile yürürlükte olup olayda uygulanması gereken TTK. nun 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için “… senedi düzenleyenin imzasını” ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir. TTK. nun 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken 677. maddesi gereğince, şirketin münferit temsilcisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imzanın kendisini sorumluluktan kurtaracağı düşünülemez. Yine, TTK. nun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 701. ve 702/1. maddeleri gereğince, keşideci şirket kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekmez. Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olur. Özetle şirket temsilcisinin şahsen sorumlu olabilmesi için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunması yeterlidir. Her iki imzanın da kaşe üzerinde bulunması halinde ise yetkili temsilcinin sorumluluğundan bahsedilemez. Bir diğer ifade ile senette atılan her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa, burada artık aval olgusundan söz edilemez. (Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011tarih, 2011/12-480 esas, 2011/598 karar sayılı kararı).
Somut olayda takip dayanağı bononun keşide yerinde bulunan iki adet imzanın da şirket kaşesi üzerine atılı olduğu görülmektedir. Bu imzaları atan borçlu N.. Y..'ın, borçlu G.. A...'nin yetkili temsilcisi olması sebebiyle her iki imzanın da şirket adına atıldığının kabulü gerekir.
Bu durumda takibe konu senet nedeniyle borçlu N.. Y.. şahsen sorumlu olmadığından, mahkemece adı geçen borçlunun itirazının kabulü ile İİK. nun 169/a-5.maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu N.. Y..'ın temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2). maddede yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.