MAHKEMESİ: Nevşehir İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/03/2014
NUMARASI: 2013/365-2014/139
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının (REDDİNE);
2- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takibin kesinleşmesinin ardından borçlunun icra mahkemesine başvurarak geçimini sağladığı tarlalarına konulan hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kısmen kabul ile kısmen reddine karar verildiği görülmektedir.
Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin haczedilmezlik şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak haczedilmezlik iddiasında bulunmasını engeller. Ancak, haciz tarihinde ipotek konusu borcun ödenmiş olması halinde, ipotekle yükümlü bulunmayan taşınmaz hakkında haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilir.
Somut olayda, borçluya ait .. ada .. parsel, .. ada .. parsel, .. ada ..parsel, ..ada .. parsel ve .. ada .. parsel sayılı taşınmazlar üzerinde haciz tarihinden önce Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş. lehine tesis edilmiş ipoteklerin mevcut olduğu görülmektedir.
Mahkemece, şikayetin kabul edilerek haczin kaldırıldığı taşınmazlarda, lehine ipotek şerhi olan bankadan ipoteklerin mahiyeti, verilme nedeni sorularak ve tapudan ipotek akit tabloları getirtilerek zorunlu ipotek olup olmadığı, zorunlu ipotek değil ise haciz tarihinden önce ipoteğe konu borcun ödenip ödenmediği tespit edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendine dayalı olarak haczedilemezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine öncelikle
İİK'nun 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Şikayet tarihinden önce yukarıda belirtilen maddeler uyarınca haczin düşmüş olduğunun belirlenmesi halinde şikayetin konusu kalmayacağından başvurunun fuzuli yapıldığı kabul edilmelidir. Bu durumda mahkemece .. ada .. parsel, .. ada .. parsel, .. ada .. parsel,. ada ..parsel, .. ada .. parsel, .. ada .. parsel, .. ada .. parsel, ..ada .. parsellerde kayıtlı taşınmazların haciz tarihi olan 29.08.2008 tarihinden itibaren, İİK'nun 106-110 maddeleri gereğince, yürürlük tarihine göre uygulanması gereken iki yıllık süre içerisinde satışı istenmediğinden haczin düşüp düşmediğinin belirlenerek düşmüş ise; şikayetin konusu kalmadığından istemin reddine, düşmemiş ise işin esası incelenerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Ayrıca, borçlunun İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendinden yararlanabilmesi için asıl uğraşının çiftçilik olması gerekir. Yani geçimini çiftçilik ile temin etmelidir. Bunun için borçlunun bizzat kendisinin ziraat yapması zorunlu olmayıp tarım arazisini ortakçıya (yarıcıya) vermek suretiyle işletmesi halinde de bu madde uyarınca haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilir. Asıl işi çiftçilik olan borçlunun yan gelir elde etmek amacıyla yan işler yapması çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmadığı gibi örneğin çiftçi olan borçlunun, emekli maaşı alması da çiftçilik vasfını ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda borçlunun kendisi ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazinin miktarı haczedilen haczedilmeyen tüm taşınmazları keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve borçlunun elde ettiği ek gelirler de dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır.
Burada sözü edilen aile tabirine, borçlunun kanunen geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimseler, borçlu ile birlikte oturmamasına karşılık borçlunun kendilerine nafaka yükümlülüğü bulunan kişiler anlaşılmalıdır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında tapu kayıtları getirtilerek, borçlunun yıllık geçinebileceği miktarın belirlenip, şikayet tarihinde haczedilen ve haczedilmeyen tüm taşınmazlarından elde ettiği gelir hesaplanarak ve taşınmazların değeriyle orantılı gelir elde edilip edilmediği belirlenerek, borçlunun geçimine yetecek kadarı üzerinden haczin kaldırılmasına karar vermek gerekir.
Somut olayda, şikayetçi borçlunun evli olup eşiyle birlikte yaşadığı da dosya kapsamında sabittir. Bu durumda geçinmesi için gerekli miktar, borçlu eşinin gelirleri de nazara alınmak suretiyle hesaplanmalıdır. Şöyle ki; eşinin gelirleri kendisi için yeterli ise, şikayetin, sadece şikayetçi borçlunun geçimini temin için yeterli miktar belirlenerek sonuçlandırılması gerekmektedir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.