MAHKEMESİ : Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/03/2014
NUMARASI : 2014/334-2014/351
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 23/06/2014 tarih, 2014/13795 Esas - 2014/18149 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında 2 adet bonoya dayalı olarak Konya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2014/ 1696 E. sayılı takip dosyası ile başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde, borçlunun yasal süre içerisinde icra mahkemesine başvurusunda, borca itirazı ile birlikte İzmir icra dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek Konya İcra dairelerinin yetkisine itiraz ettiği, mahkemece; yetki itirazının kabulüne karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 50. maddesi göndermesiyle, bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK'nun 6.md), bonoda öngörülen ödeme yerinde ancak, TTK'nun 689/3. (yeni TTK'nun 777/3.md ) maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 1086 Sayılı HUMK'nun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri, buna göre, tüzel kişilerin yanında gerçek kişilerin de yetki sözleşmesi yapabilecekleri düzenlenmiş bulunmaktaydı.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakerneleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırtedilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, yeni düzenlemeye bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir.
Söz konusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlaşılması gereken, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; alacaklının 17.02.2014 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, takip dayanağı bonoda Konya (icra dairelerinin) mahkemelerinin, yetkili kılındığı, alacaklı A.-S.Ecza...limited şirketinin borçlunun tacir olduğunu bu nedenle bonodaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğunu savunduğu görülmektedir. Takibe konu bonolarda Konya mahkemelerinin (icra dairelerinin) yetkili olduğunun yazılması yetki sözleşmesi niteliğinde olup, bu durumda yetki itirazının takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nun 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde mahkemece, borçlunun 6102 Sayılı TTK 'nun 12. maddesi kapsamında tacir olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın belirtilen nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.06.2014 tarih ve 2014/13795 E., 2014/18149 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Konya 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 10.03.2014 tarih ve 2014/ 334 E., 2014/ 351 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy