MAHKEMESİ: Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/06/2014
NUMARASI: 2014/63-2014/591
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1- Borçlu A.. D..'in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK'nun 45. maddesindeki yasak asıl borçlu hakkında olup kefiller hakkında uygulanmaz. Borçlu Asuman, kredi sözleşmesinin kefili olduğundan hakkında genel haciz yoluyla takip yapılmasında yasaya aykırılık bulunmayıp mahkemece, hakkındaki takibin iptaline karar verilmesi doğru değil ise de, aleyhe bozma yasağı nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılamadığından adı geçen borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Borçlu G.. D..'in temyiz itirazlarına gelince;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlular vekilinin, alacağın ipotekle temin edilmesi nedeniyle İİK.nun 45.maddesi gereğince öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerektiğinden bahisle usulsüz olan takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 45. maddesi gereğince rehin ile temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yolu ile takip edebilir. Ayrıca, Hukuk Genel Kurulu’nun 18.4.2001 gün ve 2001/12-354 E. 2001/367K. sayılı kararında "....özellikle takip konusu alacağın, rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olması karşısında, tüm alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile haciz yolu ile takip yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı....." da açıklanmıştır.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 25.05.2010 tarihli kredi genel sözleşmesi ile 10.08.2011 tarihli cari hesap kredi sözleşmesine dayalı alacak nedeniyle alacaklı banka tarafından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine geçildiği, sözleşmede yazılı alacak için borçlunun ayrıca ipotek verdiği, bu nedenle alacaklı banka tarafından 08.12.2013 tarihinde Ankara 15. icra müdürlüğünün 2013/17836 E. sayılı takip dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla da takibe başlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda asıl borçlu G.. D.. aleyhine, öncelikle rehinle temin edildiği anlaşılan alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerekirken, İİK'nun 45. maddesinde yer alan düzenlemeye aykırı olarak genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılması doğru değildir.
O halde mahkemece adı geçen asıl borçlu hakkında Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2013/11345 E. sayılı dosyasıyla yapılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu G.. D..'in temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.