MAHKEMESİ : Çayeli İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/03/2014
NUMARASI : 2013/23-2014/17
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu tarafından, 24.9.2013 tarihinde satışı yapılan taşınmazlar ile ilgili olarak diğer şikayet sebepleri ile birlikte takip dosyasında vekaleti bulunmamasına rağmen satış ilanı tebliğinin borçlu asil yerine vekile yapıldığı, vekile yapılan tebliğ işleminin de vekilin işyeri adresinde annesine yapıldığından usulsüz olduğu ileri sürülerek ihalenin feshi talep edilmiş, mahkemece satış ilanı tebliğinin usulüne uygun olduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur.
Borçlu Y.. ... A.Ş.'nin, vekili aracılığıyla, Çayeli İcra Hukuk Mahkemesi'nin 28.3.2013 tarih ve 2013/1-3 sayılı dosyası üzerinden kıymet takdir raporuna itiraz ettiği, buna ilişkin kararın takip dosyası arasında bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, yukarıda açıklanan maddeler gereğince, satış ilanının borçlu şirket vekiline tebliği zorunlu bulunmaktadır. Kıymet takdirine itiraz hakkındaki kararın dosyaya ibraz edilmiş olması karşısında, takip dosyasına ayrıca vekaletname sunulmamış olması, borçlunun takipte vekille temsil edildiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağı gibi, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmaması da sonuca etkili değildir.
Bu durumda satış ilanının borçlu vekiline tebliğe çıkartılması yerinde ise de, vekilin avukatlık adresinde Tebligat Kanunu'nun 17. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Zira, bu maddeye göre bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Borçlunun geçici olarak o yerde bulunmadığının tespiti halinde, tebligatın o yerde bulunan yukarıda sayılan kişilere yapılması gerekir. Tebligat Kanunu'nun 17. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesi gereğince, muhatabın o yerde geçici olarak bulunmadığı hususu tespit edilerek, tebligat mazbatasına şerh verilmelidir. Bu şerh hususunun yerine getirilmemesi tebligatı usulsüz kılar. Somut olayda satış ilanının tebliğine ilişkin tebligat mazbatasında; "aynı adreste birlikte sakin annesi H. B. imzasına" evrakın tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, muhatabın iş yerinde bulunup bulunmadığına dair bir açıklamanın tebliğ evrakında yer almadığı ve tebliğin, çalışana değil, muhatabın annesine yapıldığı görülmüştür. Bu haliyle satış ilanı tebligatı usulsüzdür.
İİK'nun 127. maddesi gereğince satış ilanının borçluya usulüne uygun tebliğ edilmemesi başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
O halde mahkemece şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.