MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (2. İcra Hukuk) Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde, borçlu 01.04.2014 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda icra emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, usulsüz tebliğden, kıymet taktir raporunun tebliğ edilmesi ile 26.03.2013 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiş ve takibe yönelik sair şikayetlerini ileri sürerek takibin iptalini talep etmiş, mahkemece; tebligatın usulüne uygun olduğu, takibin iptaline yönelik şikayetin ise süresinde olmadığı gerekçeleri ile istemin reddine karar verilmiştir.7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Madde burada, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir” hükmü öngörülmüştür.Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7 ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir.
Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak; maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, iki numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinin 2,3,4 ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır.Tebligat Yönetmeliği nin 30. maddesinin birinci fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebliğ memurunun gerçekten muhatabın evine gittiği ve fakat evinde bulunmadığı tevsik edilmiş olur. O yolda işlem yapılmış olmadıkça muhatabın evinde bulunmadığı yolundaki beyan tebliğ memurunun mücerret sözünden ibaret kalır Tebligat Kanunun 21. maddesinde öngörülen şartlar tevsik edilmedikçe bu madde uyarınca yapılan tebliğ muteber sayılmaz. ( HGK 1964/793 E., 1965/360 K. ve HGK 1980/7-2371 E., 1981/604 K.) Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde bu husus da belirtilerek; Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır.Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.Öte yandan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 23/8.maddesi uyarınca, tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydın tebligat evrakı üzerine yazılması zorunludur. Bir diğer anlatımla, 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21/2.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran merci tarafından tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur.Somut olayda borçluya örnek 6 numaralı icra emrinin 05.02.2013 tarihinde “muhatap adreste bulunamadı. Evrak mahalle muhtarına bırakıldı. Muhatabın kiracısı Suna Işıltaş a haber verildi. 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldı.” şerhi ile tebliğ ediliği anlaşılmaktadır.Görülüyor ki; tebliğ işlemi kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılmamıştır Çünkü, yukarıda açıklandığı üzere yönetmelikte belirtilen kimselerden gerekli soruşturmanın yapılıp yapılmadığı tebliğ mazbatasında belirtilmemiş en önemli olarak da , tebliğ olgusunun en yakın komşulardan birisine bildirilmesinin neden mümkün olmadığı hususu açıklanmamış, ayrıca Tebliğ evrakında muhatabın tevziat saatinden sonra dönüp dönmeyeceği hususları, yukarıda anlatıldığı üzere yöntemince araştırılmamış ve böylece bu yönler tevsiksiz bırakılmış olup tebliğ işlemi Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30. ve 35. maddelerine aykırı olup, usulsüzdür.
Mahkemece; Tebliğ yapılan adresin mernis adresi olduğundan geçerli olduğu değerlendirilmiş ise de; tebligat adresinin adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğu tebliğ evrakında belirtilmediğinden tebliğ işlemi usulsüz olduğu gibi öncelikle Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre bilinen adrese tebliğ işlemi yapılmadan borçlunun mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliği de usulüne aykırıdır.
O halde; mahkemece, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin muttali olma tarihi olan 26.03.2013 olarak düzeltilmesi ve öğrenme tarihine göre süresinde olduğu anlaşılan diğer şikayetlerin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.