MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR: Borçlular : ...,...
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Kredi sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yolu ile yapılan ilamsız icra takibinde borçlular, takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımı süresinin geçtiğini ve takibin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, takibin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece, taşınmaz satışının 11.09.2003 tarihinde icra müdürlüğünce düşürülmesinden sonra 09.04.2014 tarihli takibin yenilenmesi talebine kadar takip dosyasında bir işlem yapılmadığından 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, BK.nun 598. maddesi uyarınca kefaletin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu, İİK.nun 71. maddesi gereğince takibin kesinleşmesinden sonraki döneme ilişkin zamanaşımı şikayeti olup, icra takibinin dayanağı kredi sözleşmesi olduğuna göre, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde işleyecek zamanaşımı süresi sözleşmenin tarihi itibariyle yürürlükte olup olayda uygulanması gereken mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun125. maddesine göre 10 yıldır. Aynı Kanunu'nun 133. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup, buna göre; borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde; alacaklı, dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde zamanaşımı kesilir. Yine aynı Kanunun 135. maddesinde; "Müruruzaman kat'edilmiş olunca kat'ıdan itibaren yeni bir müddet cereyan etmeye başlar" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; ödeme emrinin borçlulara 08.05.2001 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, borçlular tarafından 27.06.2002 tarihinde menfi tespit davası açıldığı anlaşılmaktadır. BK.nun 133. maddesine göre zamanaşımını kesen işlemlerden biri de dava açılmasıdır. Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacak bir dava olduğu hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının itirazını def'i yolu ile ileri sürmesi halinde, açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını keseceğinin kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay HGK.nun 20.01.1996 tarih ve 1996/12-654 Esas-1996/805 Karar sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiş olup, alacaklı durumundaki davalının itirazını def'i yolu ile ileri sürdüğü menfi tespit davası, zamanaşımını keser ve kararın kesinleşme tarihine kadar zamanaşımı işlemez.
Somut olayda; borçluların, Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/188 E. sayılı dosyası ile 27.06.2002 tarihinde menfi tespit davası açtıkları, mahkemenin 16.09.2005 tarihli kararının temyiz incelemesi üzerine bozulduğu, bozma üzerine mahkemece verilen 04.11.2009 tarihli, 2006/352 E-2009/325 K. sayılı kararın temyiz incelemesi sonrası 13.04.2010 tarihinde onandığı, karar düzeltme talebinin 27.09.2010 tarihinde reddi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu davada alacaklının alacağını def'i yoluyla ileri sürdüğü ve menfi tespit davasının reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, menfi tespit davasının açıldığı tarihe kadar, 10 yıllık alacak zamanaşımı süresi dolmamış ve 27.06.2002 tarihinde menfi tespit davasının açılması ile zamanaşımı kesilmiştir. Sözkonusu davanın kesinleşme tarihi olan 27.09.2010'dan sonra zamanaşımı işlemeye başlayacağından şikayet eden borçlular hakkında zamanaşımının oluştuğunun kabulü mümkün değildir.
Ayrıca, kefaletin sona ermesi ve kefilin borcundan kurtulmasına ilişkin BK.nun 598. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu yargılamayı gerektirip dar yetkili icra mahkemesinde ileri sürülemez.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle zamanaşımı şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.