MAHKEMESİ : Erzincan 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2014
NUMARASI : 2014/49-2014/95
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde takibin kesinleşmesinden sonra borçlular tarafından Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan menfi tespit davası sonucu verilen 05.02.2013 tarih ve 2010/344 esas, 2013/72 karar sayılı ilama göre borç miktarının hesaplanması borçlular vekilince talep edilmiş icra müdürlüğünce ilamın infazında tereddüt olduğu belirtilerek ilamda borç miktarı olarak belirtilen 15.551.00 TL'den her bir borçlunun ayrı ayrı mı yoksa birlikte mi sorumlu oldukları sorulmuş, mahkemece verilen cevapta hükmün gerekçe kısmına atıf yapılarak her iki borçlunun ayrı ayrı sorumlu oldukları belirtilmiş, icra müdürlüğünce de Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen sözkonusu yazı cevabı doğrultusunda her bir borçlunun borçtan sorumlu oldukları miktar ayrı ayrı hesap edilmiştir.
HMK'nun 297/2. maddesinde; "...Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir...." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir; aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/6-18 esas-2011/30 karar sayılı, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı; 10.9.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı; 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı kararları).
Ayrıca HGK'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E.-1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İcra mahkemesi ilamın hüküm kısmını yorum yolu ile genişletemez ve değiştiremez.
Somut olayda derecattan geçerek kesinleşen Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05.02.2013 tarih ve 2010/344 esas 2013/72 karar sayılı ilamının hüküm kısmının B fıkrasının 2. bendinde davacı borçluların borçtan sorumlu oldukları miktar belirtilmekle anılan hükmün aynen uygulanması zorunludur. İcra müdürlüğünün, Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ilamdan ayrı yaptığı açıklamaya dayanarak borç miktarını hesaplamasına yönelik işleminin iptaline karar verilmesi gerekir iken şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/04/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy