MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
17.07.2014 tarihinde tefhim edilen karara karşı alacaklı vekilinin 25.07.2014 tarihinde UYAP kanalıyla temyiz dilekçesi gönderdiği, kendisine herhangi bir muhtıra gönderilmeden temyiz harç ve masraflarını da sonradan yatırdığı görülmektedir. Dolayısıyla, Mahkemenin temyizin süreden reddine ilişkin 09.09.2014 tarih 2014/291-711 EK. sayılı ek kararı yerinde olmadığından bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla, alacaklı tarafın karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.12.2014 tarih ve 2014/33431 E., 2014/30401 K. sayılı ilamının ve mahkemenin 09.09.2014 tarih 2014/291-711 EK. Sayılı temyiz isteminin süreden reddine ilişkin ek kararının oybirliğiyle kaldırılmasına karar verildi.
. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 17.07.2014 tarih ve 2014/291-711 EK. sayılı asıl kararının temyiz incelemesine geçildi:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda sair şikayet nedeni ile birlikte, takip dayanağı çekin taraflarınca önceden bankaya ibraz edildiğini dolayısıyla sonradan, alacaklı tarafından, çekin bankaya ibrazının mümkün olmadığını, ibraz kaydı geri alınsa bile kendilerinin cirosu olmadığından ciro zincirinin bozulduğunu, takibe konu çekin karşılıksız çıkması üzerine keşideci şirkete verilmek üzere alacaklıya teslim edildiğini, buna yönelikte belge tanzim edildiğini bu nedenle alacaklının takip hakkı bulunmadığını ileri sürdüğü görülmektedir. Mahkeme, borçlunun gösterdiği belge içeriğinin alacaklı tarafça kabul edildiği ve buna göre de çekte geçerli bir cirodan bahsedilemeyeceğinden şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar vermiştir.
5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3/4 maddesi “(4) Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi; çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi hâlinde bu husus belirtilmek ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilir. Hamilin
imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda takibe konu çekin üzerindeki 08.05.2013 tarihli ibraz kaşesi iptal edildiği gibi banka yetkilisinin imzası da olmadığından geçerli bir ibraz kaşesi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bunun yanında şikayetçi borçlu tarafından sunulan belgedeki yazıların alacaklı tarafından kabul edilmediği 04.04.2014 tarihli cevap dilekçesi içeriğinden anlaşılmaktadır.
O halde, çekteki 08.05.2013 tarihli kaşenin geçerli bir kaşe olmadığı dolayısıyla çekin şikayetçi borçlu tarafından alacaklıya ciro edildiği bu haliyle ciro zincirinin tam olup alacaklının yetkili hamil olduğu anlaşılmakla, borçlunun bu yöndeki şikayetinin reddi ile sair şikayetinin incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy