MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlanmıştır. Takip dayanağı bonoların incelenmesinde keşidecinin muteriz borçlu ..., lehdarın dava dışı ..... olduğu, senedin takip alacaklısı ...’na ciro yoluyla devredildiği görülmektedir.
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu, icra takibine dayanak senetlerin 4077 sayılı Yasa kapsamında, inşa edilecek bağımsız bölümün satışına dair sözleşme nedeniyle verildiği ancak 4077 sayılı Kanunun 6/A maddesine aykırı olarak nama yazılı düzenlemediğinden takibin iptaline karar verilmesine ilişkindir.
Mahkeme, takip alacaklısının, senetleri kötü niyetli olarak ele geçirip takip yaptığı iddiasının ispatlanamadığından istemin reddine karar vermiştir.
Şikayet ve takip dosyasının incelenmesinde; takibe konu senetlerin, 4077 sk.nun 6/A maddesi kapsamında, bağımsız bölümün satışına ilişkin düzenlenen inşaat yapım ve taahhüt sözleşmesi çerçevesinde verildiği ve nama yazılı nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
6502 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, takibe konu senetlerin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ve olayda uygulanması gereken 4077 sk.nun 6/A maddesinde sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenmesi halinde, senetlerin her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı ve sadece nama yazılı olması gerektiği aksi durumda kambiyo senedinin geçersiz olacağı belirtilmiştir.
Takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK.nun 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 687/1. maddesi gereğince, hamil bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmemiş ise kural olarak, bonodan dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez.
Somut olayda, borçlu tarafından, alacaklı hamilin, lehtar şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu yönünde 29.11.2007 tarihli “Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi” sunulduğu, buna göre yetkili hamilin, kendisine senedi ciro eden şirketin 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanlığına seçildiğinin anlaşıldığı, senetlerin tanzim tarihinin 28.07.2010 olduğuna göre alacaklı hamilin keşideci borçlu ile lehtar arasında yapılan sözleşmeden kaynaklı ilişkiyi bilebileceği kabul edilmelidir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.