MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının .... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2014/2469 E. ve 2014/ 2480 E. sayılı icra takip dosyalarından borçlu hakkında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığı, borçlunun 11.02.2015 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvurusunda, yukarıda dosya numarası belirtilen icra takiplerinde gönderilen tebligatların tarafına ulaşmadığını, buna rağmen adresine 06.02.2015 tarihinde hacze gelindiğini, takip konusu yapılan borçlarla ilgili kendisine bir tebligat ulaşmadan icra işlemine girişilmesi ve borç tutarına %60 temerrüt faizi uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek tebligat konusunun yeniden değerlendirilmesini ve icra işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 05.02.2014 tarihinde borçluya yapılan ödeme emri tebligatının usulüne uygun olduğu, anılan tebligat tarihine göre itiraz süresinin geçtiği gerekçesi ile istemin süre yönünden reddine karar verildiği, kararın borçlu vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat" başlıklı 16. maddesinde;"Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." düzenlemesine yer verilmiş, aynı hüküm Tebligat Yönetmeliğinin 25. maddesinde tekrar edilmiştir.
Somut olayda; borçlu adına çıkarılan ödeme emri tebligatlarının .... .... adresinde, “ Kendisine verilmek üzere birlikte sakin tebligata ehil kızı Nefise Çiçek Çoban imzasına tebliğ edildiği” şerhi verilerek 7201 Sayılı Kanunun 16. maddesi uyarınca tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır.
İncelenen tebligat mazbatalarına göre, muhatabın adreste bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin muhatap ile aynı çatı altında bulunan kişiye yapılan tebligat işlemleri TK'nun 16 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddelerine aykırı olmakla usulsüzdür. Bu nedenle, yerel mahkemenin tebligatın usulüne uygun olduğuna yönelik tespit ve gerekçesinde yasaya uygunluk ve isabet bulunmamaktadır.
7201 Sayılı Kanun'un 32.maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Görüldüğü üzere, usulsüz yapılan tebliğ, mutlaka batıl olmayıp, muhatap tarafından öğrenildiği tarihte geçerli olacaktır. (H.G.K. 29.12.1993 Tarih ve 1993/18-778 E. 1993/876 K.) (H.G.K. 25.01.2006 Tarih ve 2005/2-772 E. 2006/17 K.) Muhatabın öğrendiğini beyan ettiği tarihin aksi ise tanık beyanı ile kanıtlanamaz. Bu beyanın aksi, ancak borçlu tarafından imzası kabul edilen yazılı veya resmi nitelik taşıyan bir belge ile ispat edilebilir.
H.G.K.nun 7.4.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tebligat parçasında yazılı olan hususun aksi her türlü delille ispatlanabilir. Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu yönündeki iddia mahkemede her türlü delille kanıtlanabilir. Usulsüz tebligata ilişkin şikayetin, İİK.nun 16/1 maddesi uyarınca borçlunun tebligatın usulsüzlüğünden haberdar olduğu tarihten itibaren 7 günlük süre içerisinde icra mahkemesine bildirilmesi gerekir.
O halde, mahkemece; borçlunun tebligatlardan haberdar olduğu tarih sorulup tespit edilmeli, tarih bildirilmesi halinde beyan edilen tarihin doğruluğu dosya kapsamı belgelerle denetlenmeli, bu hususta herhangi bir tarih beyan edilmemesi halinde ise tebliğ işleminden en geç şikayet tarihinde haberdar olunduğu düşünülmeli, (icra takiplerinin şekline göre borca ve faize itirazın İİK'nun 62. maddesi uyarınca icra dairesine yapılması gerektiğinden mahkemece bu konudaki itirazların esasının veya süresinde olup olmadığının incelenmesinin mümkün olmadığı göz önünde bulundurularak) buna göre ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.