MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :Alacaklı tarafından muris... mirasçıları hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin kesinleşmesinden sonra borçlu ...'un, icra mahkemesine başvurarak; muris ...'dan kalan mirası ... 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.12.2013 tarih ve 2013/856 E.-933 K. sayılı kararı ile reddettiğini, takipten kıymet takdiri için gelindiğinde evine bırakılan haber kağıdı ile haberdar olduğunu, mirasın reddi kararına dayalı olarak takibin durdurulması ile hacizlerin kaldırılması taleplerinin icra müdürlüğü tarafından reddedildiğini ileri sürerek talepte bulunduğu, mahkemece istem, İİK'nun 16/2. maddesine göre süresiz şikayet kabul edilerek icra müdürlüğü işleminin iptali ile şikayetçi borçlu yönünden takibin durdurulmasına, taşınmazları üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra dosyasının incelenmesinde; takibin borçlu hakkında mirasçı sıfatı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Borçlu icra müdürlüğüne başvurusunda; mirası reddettiğinden hakkındaki takibin durdurulması ile adına kayıtlı gayrimenkullere konulan hacizlerin fekkini istemiştir. Bir diğer ifade ile mirasın reddi kararı nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmektedir.
Hukuk Genel Kurulu’nun, 19.11.2014 tarih ve 2013/12-2240 Esas-2014/929 Karar sayılı kararında, borçluların mirası reddettikleri nedeniyle borçlu olmadıklarına yönelik iddialarının borca itiraz olup, ödeme emri tebliği üzerine yasal sürede yapılması gerektiği kabul edilmiştir.Dairemizce, anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilerek, Hukuk Genel Kurulu’nca kabul edilen ilke benimsenmiştir.
Somut olayda, murisin takipten önce 22.05.2007 tarihinde öldüğü, mirasçılar hakkında 29.09.2014 tarihinde takip başlatıldığı, borçluya ödeme emrinin 24.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, İstanbul 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.12.2013 tarih ve 2013/856 E.-933 K. sayılı mirasın reddine ilişkin kararının 02.06.2014 tarihinde kesinleştiği; dolayısıyla anılan mahkeme ilamının icra takibinden ve ödeme emrinin tebliğinden önce alındığı ve kesinleştiği görülmektedir.Yapılan tüm bu açıklamalar uyarınca, borçlunun başvurusunun, icra takibinin şekline göre İİK.'nun 62. maddesine dayalı borca itiraz niteliğinde olduğu kuşkusuz olup, borca itirazın ise; aynı Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede icra dairesine yapılması zorunludur. Ne var ki, borçlu, ödeme emri 24.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği halde mirasın reddi kararına dayalı olarak 06.04.2015 tarihinde icra takibine itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, itiraz, İİK.'nun 62/1. maddesinde öngörülen yasal 7 günlük süre geçirildikten sonra yapılmış olduğundan, adı geçen borçlu hakkındaki takip kesinleşmiş bulunmaktadır. Belirtilen durum karşısında, borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde mirasın reddine ilişkin mahkeme kararını icra müdürlüğüne sunmak suretiyle kesinleşen takipte, takibin durdurulması ile hacizlerin kaldırılmasını isteyemeyeceği açıktır.Hal böyle olunca, mahkemece, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, talep süresiz şikayet kabul edilerek hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
GB