MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında bonolara dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde; borçlunun icra mahkemesine başvurusunda takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek icranın geri bırakılmasını talep ettiği, mahkemece bonolara dayalı alacakta zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesi ile istemin istemin reddine karar verildiği görülmektedir.Takip dayanağı bonoların tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nun 688/6. maddesine göre bononun, kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için, tanzim yeri unsurunu ihtiva etmesi gereklidir. Aynı Kanun'un 689/son maddesine göre ise, tanzim edildiği gösterilmeyen bir bononun, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. H.G.K.'nun 02.10.1996 tarih ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere, tanzim yeri olarak idari birim adının yazılması yeterli ve zorunlu olup, ayrıca adres gösterilmesi mecburiyeti bulunmamaktadır.
Öte yandan, icra takibine konu alacak hangi zamanaşımı süresine tabi ise; icra takibinde de aynı zamanaşımı süresi uygulanır. Alacaklı tarafından, genel haciz yolu ya da kambiyo senetlerine mahsus haciz yollarından herhangi birinin tercih edilmiş olması, dayanak belge bono niteliğini taşıdığı sürece sonuca etkili olmayıp, her iki halde de zamanaşımı süresi Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirlenir.Yine dayanak belgenin, anılan niteliği haiz olmaması halinde de seçilen takip yoluna bakılmaksızın bu kez 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 125. maddesi) düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.Somut olayda takip dayanağı bonolardan 116.800 bedelli 10.05.2006 tanzim ve 28.05.2006 vade tarihli bono ve 53.000 bedelli 14.03.2006 tanzim ve 05.04.2006 vade tarihli bonolarda tanzim yeri unsuru bulunmadığından anılan belge kambiyo senedi vasfı taşımamaktadır. Bu durumda,dayanak belge bono niteliğinde olmayıp, adi senet hükmünde bulunduğundan bu belge, 6098 Sayılı TBK'nun 146. maddesinde (mülga 818 sayılı BK.'nun 125. maddesi) düzenlenen on yıllık zamanaşımına tâbi olup; sözkonusu senetteki alacak ile ilgili olarak on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere takibe dayanak anılan 2 adet bono yönünden on yıllık zamanaşımının gerçekleşmediği gözetilerek istemin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde değil ise de sonuçta istem reddedildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Takip dayanağı 27.000 TL bedelli 07.03.2006 tanzim ve 05.04.2006 vade tarihli bono kambiyo senedi niteliğinde olduğundan, olayda bononun tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nun 690. maddesi göndermesi ile aynı Kanunun 661, 662 ve 663. maddelerinin tatbiki gerekir. TTK'nun 661/1. maddesi gereğince poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi, vadeden itibaren 3 yıldır, aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise hamilin cirantayı takip etmesi halinde zamanaşımı süresi 1 yıldır. Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK'nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan, alacaklı tarafından takibin devamını sağlamaya yönelik olarak yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. Ne var ki TTK'nun 663. maddesi uyarınca zamanaşımını kesen işlem kimin hakkında yapılmışsa, ancak ona karşı hüküm ifade eder ve zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.
Somut olayda icra takip dosyasının incelenmesinde, takip dayanağı bonoyu ciro yolu ile elinde bulunduran alacaklının, şikayetçi keşideci ve aval veren hakkında takibin kesinleşmesinden sonra devam eden takip işlemleri sırasında, 15.10.2010 tarihinden 10.10.2014 tarihine kadar şikayetçi borçlular yönünden (3 yıllık) zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadığından mahkemece takibe konu 07/03/2006 tanzim ve 05/04/2006 vadeli 27.000 TL bedelli bono yönünden istemin kabulü ile İİK'nun 71/son maddesi göndermesiyle aynı Kanun'un 33/a maddesi gereğince icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.