MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekili; genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde örnek yedi numaralı ödeme emri tebligatının müvekkili şirketin çalışanı ve yetkilisi olmayan ... isimli şahsa yapıldığını, adı geçenin şirket çalışanı olmadığı gibi tebligat almaya da yetkili olmadığını beyanla tebligatının usulsüz olduğunu ileri sürerek usulsüz tebligatın iptalini istediği, bunun yanında icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği; mahkemece şikayetin kabulü ile tebligat tarihinin 10.02.2014 olarak düzeltilmesine, İstanbul İcra Dairesinin yetkisizliğine, dosyanın yetkili .Anadolu İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresi olan “........” adresine gönderilen örnek yedi ödeme emri tebliğ mazbatasında borçlu şirket kaşesi de basılmak sureti ile “Tebliğ evrakı adresinde işyeri yetkilisinin veya müdürünün çarşıda olduğu ve iş yerinde daimi çalıştığını beyan eden ehil ve reşit ...’a tebliğ edilmiştir” şerhi verilerek yapıldığı görülmektedir. Bu hali ile tevziat saatinde şirket yetkilisi ve müdürünün bulunmadığının tespit edilmesinden sonra şirket çalışanına tebligat yapılmasında yasaya uymayan bir yön olmayıp tebligat usulüne uygundur. Kaldı ki şikayetçinin, tebligat yapılan şahsın borçlu şirket çalışanı olmadığına ilişkin iddiasını ispata yarar dosya kapsamında sunulmuş bir delil ve belge de bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken tebligat yapılan şahsın ticaret sicili kayıtlarına göre şirket yetkilisi olmadığından bahisle şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan, takibin şekline göre İİK'nun 62. maddesi uyarınca her türlü itirazın icra dairesine bildirilmesi zorunludur. Borçlunun yetkiye ve borca itirazlarını ödeme emri tebliğinden ( ya da usulsüz tebligat nedeni ile takipten haberdar olduğu tarihten itibaren) yedi gün içinde icra dairesine bildirmesi gerekli olup, icra dairesi yerine icra mahkemesine başvurması hukuki bir sonuç doğurmaz. Yasal sürede yapılan borca ve imzaya itiraz ise icra takibini durdurur. Genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde yetki hususu İİK’nun 68 vd. maddeleri uyarınca alacaklının itirazın kaldırılmasına yönelik başvuru üzerine ancak icra mahkemesince değerlendirilebilecek bir husus olup alacaklının bu konuda istemi bulunmaksızın salt borçlunun yetki itirazında bulunması, yetki hususunun incelenmesini gerektirmediği gibi İİK’nun 62. maddesinin emredici hükmüne de aykırıdır. Hal böyle olunca, mahkemece yetki itirazının reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile yetki itirazının kabulüne karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.