MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi borçlu şirket; alacaklı tarafından kıymet takdirine itiraz edildiği halde mahkemece belirlenen değer üzerinden satışa çıkılmadığını, taşınmazın değerinin satış ilanında gösterilen muhammen bedelden daha fazla olduğunu ve tüm tebligatların usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek 12 parsel 6 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın ihalesinin feshine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece taşınmaz üzerinde keşif yapılarak satış tarihindeki değeri tespit edilmiş, öte yandan borçlular adına yapılan tebligatların usulsüzlüğü gerekçesi ile ihalenin feshine karar verilmiştir.İİK’nun 128/2. maddesi gereğince, satışa hazırlık işlemleri sırasında icra dairesi taşınmazın kıymetini ehil bilirkişiler aracılığıyla tayin ve tespit ettirir, kıymet takdirine ilişkin rapor, borçluya, haciz koydurmuş alacaklıya ve diğer ipotekli alacaklılara tebligatın yapıldığı icra dosyasındaki, ayrıca bildirilmiş bulunması hali müstesna olmak üzere, tapudaki mevcut adresleri esas alınmak suretiyle tebliğ edilir. İİK.nun 128/a maddesine göre, ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesinin kıymet takdiri işlemine karşı şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurarak düzenlenen raporun gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilirler. Yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini talep edemezler. Kendisine kıymet takdiri tebliğ edilmeyen ilgililerin, satış ilanının tebliğinden itibaren yedi günlük sürede kıymet takdirine itiraz etmemeleri halinde, yine bu hususu ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürmeleri mümkün değildir.İhale edilen taşınmazın esaslı vasıflarında hata var ise, bu durum kıymet takdiri tebliği ile öğrenilmiş sayılacağından, İİK'nun 134/2. maddesindeki ıttıla tarihi kıymet takdiri tebliği ile başlar.
Ayrıca, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 11., Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18.maddeleri gereğince; vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Vekil azledilmediği sürece vekalet görevi devam eder.Somut olayda, ihale konusu taşınmaz ile ilgili ilk kıymet takdirinin üzerinden 2 yıl geçmiş olması sebebi ile 19.10.2012 tarihinde ikinci kez kıymet takdiri yapıldığı, öncesinde ise şikayetçi borçlu şirket adına Av. ... tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün 2009/208 Talimat sayılı dosyasına vekaletname sunulduğu, alacaklı tarafından yapılan kıymet takdirine itiraz ile ilgili ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/9 Esas sayılı dosyasında adı geçen borçlu vekilinin duruşmalara katılarak beyanda bulunduğu, ancak borçlular adına yapılmış bir itirazın bulunmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca, itiraz edilmediği için kıymet takdirinin kesinleştiği, satış ilanının tanzimi sırasında kesinleşen kıymet takdirinin esas alındığı görülmektedir.
Mahkemece; satış ilanının, itiraz edilmeden kesinleşen kıymet takdirine uygun olarak düzenlendiği hususu göz ardı edilmek sureti ile bu aşamada borçlunun, taşınmazın değerinin düşük gösterildiğinden kıymet takdiri işleminin hatalı olduğuna yönelik iddiasının artık dinlenilmesine olanak bulunmadığı düşünülmeksizin taşınmaz üzerinde yeniden kıymet takdiri yapılması yerinde değildir.Öte yandan, satış ilanının tebliğ edilmediği ve usulsüz tebliğ edildiği iddiası ancak ilgilisince ileri sürülebilir. Bu nedenle mahkemece, şikayetçi borçlu şirket haricinde diğer borçlular adına yapılan tebligatların incelenmesi ve yine yukarıda izah edildiği üzere borçlu şirketin vekili tarafından temsil edilmesi nedeni ile satış ilanı adı geçen vekiline çıktığı halde, şirketin kendi adresine yapılan tebligatların incelenmesi de isabetsizdir.Ancak şikayet dilekçesinde tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunun ileri sürülmüş olması nedeni ile bu durumda incelenecek olan, şikayetçi borçlu vekili adına çıkarılan satış ilanı tebligatıdır. Zira İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örnegi borçluya tebliğ edilmelidir. Dairemizin süreklilik arz eden içtihatlarına göre,borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.Somut olayda, dosyada vekaletnamesi de olan borçlu vekili Av. ... adına çıkarılan satış ilanına dair tebligatın; muhatabın bulunmaması üzerine han görevlisinden sorulduğu, görevlinin adliyede olduğunu sözlü olarak beyan edip, beyanı imzadan imtina etmesi üzerine tebligatın muhtara teslim edildiği ve ardından 2 nolu haber kağıdının binaya yapıştırıldığı, muhataba haber vermek üzere han görevlisine bilgi verildiği şerhi ile 05.02.2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılmak istendiği; ancak beyanı alınan ve sonra da haber bırakılan han görevlisinin isminin alınmadığı, yani tebliğ mazbatasında han görevlisinin kim olduğuna dair hiçbir bilginin bulunmadığı, dolayısıyla yapılan tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olması sebebi ile usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.O halde mahkemece, adı geçen borçlu vekiline yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olması nedeni ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz ise de sonuçta istem kabul edildiğinden, sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 27,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.