MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlu keşideci tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda, imza itirazı ile birlikte takip dayanağı çekin keşide tarihinde ve lehdar hanesinde tahrifat yapıldığı ve düzeltmeler yanındaki paraf imzaların keşideci şirket yetkilisine ait olmadığı ileri sürülmüş; mahkemece, borçluya İİK’nun 68/a-5 maddesi gereğince ihtarlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmada hazır bulunmadığı gerekçe gösterilerek imza itirazının reddine karar verilmiş, ancak borçlunun diğer iddiaları hakkında bir inceleme yapılmamıştır.
Takip konusu çekin keşide tarihine göre uygulanması gereken 6102 Sayılı TTK 'nun 788/l.maddesi uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çek, ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Çekin emre yazılı veya belirli bir kişi lehine düzenlenmesi halinde ilk cironun lehtara ait olması gerekir. Lehtarın cirosundan sonra senedi devralan hamiller yetkili hamil olurlar.
HMK'nun 207. maddesi hükmü gereğince senetteki düzeltmelerin borçlu (keşideci) tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Anılan imzaya veya paraf imzasına itiraz halinde, mahkemece yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. Borçlunun söz konusu itirazları sabit olduğu takdirde ; çekin TTK'nun 796. ve 808. maddelerinde (Eski TTK'nun 708. ve 720.) öngörülen yasal süreden sonra ibraz edildiği veya ilk cironun lehdara ait olmaması sebebi ile alacaklının yetkili hamil olmadığı sonucuna varılacak ve İİK'nun 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilebilecektir.
Diğer taraftan, düzeltmeden önceki keşide tarihinin ibraz tarihinden sonrasına ait bir tarih olduğu ve fakat düzeltmedeki imzanın da borçlu keşideci şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşılması halinde ise, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 5. Bendinde yer alan;
“31/12/2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir” hükmü uyarınca, takip dayanağı çekin üzerinde yazılı olan keşide tarihinden önce yapılan ibrazı geçersizdir. Usulüne uygun olarak geçerli bir şekilde ibraz edilmeyen çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılması mümkün olmayıp bu durumda da yine İİK’nun 170/a-2 maddesine göre takibin iptali gerekebilecektir.
Çekin keşide tarihinde ve lehdar hanesinde tahrifat yapıldığı ve paraf imzanın da borçlu şirket yetkilisine ait olmadığı yönündeki itirazlar, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden HMK’nun 266. maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi ile sonuçlandırılmalıdır. Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan, çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerekir. Ayrıca bu durum çekin vasfını ve alacaklının takip hakkını etkileyen bir husus olduğundan mahkemece de re’sen incelenmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece, çekin düzeltilen keşide tarihi ve lehdar ismi yanındaki "paraf" imzalarının, keşideci bölümünde mevcut keşideci imzası ve şirket yetkililerine ait imza örneklerini taşıyan belgeler toplanarak düzeltmedeki imzalar ile mukayese edilerek, aynı el ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, farklı olduğunun tespiti halinde, senedin keşide tarihi ve lehdarının, tahrifattan önce yazılmış olan şekli ile kabul edilip, bu haliyle muhatap bankaya süresinde ibraz edilip edilmediği, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 5. Bendine uygun ve geçerli bir ibrazın olup olmadığı ve alacaklının yetkili hamil olup olmadığı belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy