MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 08.06.2015 tarih ve 2015/6475-15841 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair karar düzeltme itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu hakkında faturalara dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine karşı borçlunun süresinde icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesi ile icra müdürlüğünün yetkisi ile takibe konu borca ve faize itirazda bulunması üzerine, alacaklının itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmıştır.
Alacaklının temerrüt faizi isteyebilmesi için takip dayanağı belgede bir vadenin bulunması ya da borçlunun temerrüde düşürülmüş olması zorunludur. Nitekim 11.12.1957 tarih ve 17/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da adi senette vadenin olması halinde, faizin vade tarihinden itibaren istenebileceği kabul edilmiştir (HGK'nun 22.03.2000 tarih ve 12-706/181 sayılı kararı). Senette vade yok ise alacaklı tarafından borçlunun takip tarihinden daha evvel temerrüde düşürüldüğünün İİK'nun 68. maddesinde yazılı nitelikte bir belge ile ispatı gereklidir.
Borçlu, icra dairesindeki itirazın da takibe dayanak faturalardaki borcu kabul ettiği, ancak borcun, muaccel olmadığından istemeyeceği itirazında bulunmuştur.
Somut olayda, alacaklının takibine dayanak yaptığı belgelerde vade mevcut olmadığına ve alacaklı icra takibinden önce borçlunun temerrüde düşürüldüğüne ilişkin İİK'nun 68. maddesinde belirtilen nitelikte herhangi bir belge ibraz etmediğine göre takip öncesine ait işlemiş faiz istenemez. Borçlu tarafça kabul edilen fatura alacağı takip tarihi itibariyle muaccel hale geleceğinden alacaklı takip talebinde asıl alacak miktarı ile takip sonrası bu alacağa faiz işletilmesini isteyebilir.
O halde mahkemece, işlemiş faiz yönünden itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, borca itirazın tamamen kaldırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Mahkeme kararının, Dairemizce bu nedenlerle bozulması gerekirken, bozma ilamının son paragrafında "..... işlemiş faiz yönünden itirazın kaldırılmasının kabulüne karar verilmesi..." gerektiğinin yazılması maddi hataya dayalı olmakla, borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin önceki bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlunun karar düzeltme itirazlarının kısmen kabulü ile Dairemizin 08.06.2015 tarih ve 2015/6475 E-15841 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca değişik gerekçeyle (BOZULMASINA), 14.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy