MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun İİK.nun 168/3.maddesinde öngörülen yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, diğer itirazlarının yanı sıra çekin tahsil cirosu ile takip alacaklısına verildiğini ve bankanın sorumlu olduğu miktarlar düşülmeksizin çek bedelinin tamamı üzerinden takibe geçildiğini ileri sürerek takibin iptalini istediği, mahkemece, istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Tahsil cirosu, 6102 sayılı T.T.K.’nun 818.maddesinin göndermesi ile çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 688.maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 1.fıkrasında “ciro, “bedeli tahsil içindir”, “vekâleten” veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre cironun tahsil cirosu kabul edilebilmesi için, ciroda yukarıda belirtilen kayıtlardan birinin bulunması zorunludur. Öte yandan çeki tahsil cirosu ile alan, çekten doğan tüm hakları kullanabilir.
Buna göre, takip dayanağı çekin, muteriz borçlu lehtarın cirosu ile alacaklıya geçtiği görülmekle, ciro, TTK.nun 688/1.maddesinde belirtilen şekilde herhangi bir kaydı içermediğinden tahsil cirosu olarak kabul edilemez. Bu hali ile alacaklının temlik cirosu ile çekin yetkili hamili olduğu görülmekte olup, borçluyu takip hakkı bulunduğundan bu yöne ilişkin ve sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Takip dayanağı çeklerin, arka yüzlerinin incelenmesinde muhatap bankaya ibrazı sonrasında bankanın sorumlu olduğu miktarın takip alacaklısına ödendiğinin muhatap bankaca şerh verildiği görülmüştür. Bu durumda alacaklının tahsil edilen kısmı çek bedelinden mahsup ederek ve kalan kısım yönünden takip başlatması gerekir.
O halde mahkemece, ibraz anında takip alacaklısına ödenen kısım yönünden borçlunun borca itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.