MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 16/04/2015 tarih, 2015/1406-9928 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından 12 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla muteriz borçlu ve diğer muris mirasçıları aleyhine başlatılan takipte, muteriz borçlunun, borcun mirastan kaynaklandığını, terekeye karşı yapılan icra takibinin ölenin son ikametkahının bulunduğu yerde yapılabileceğini, ... İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek ... İcra Dairelerinin yetkisine itiraz ile ödeme emrinin tebliğinde dayanak belgenin ekli olmadığına dair şikayette bulunarak icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece; takip konusu bonoya dayalı borcun, alacaklının ikamet adresinde ödenecek borçlardan olduğu ve dolayısıyla ... İcra Dairelerinin takipte yetkili olduğundan bahisle tüm itiraz ve şikayetlerin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 50.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nun yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca; bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK.6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde, ancak, TTK'nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, düzenlenme yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun düzenlenme yerinde icra takibi yapılabilir.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 1086 Sayılı HUMK.nun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri, buna göre, tüzel kişilerin yanında gerçek kişilerin de yetki sözleşmesi yapabilecekleri düzenlenmiş bulunmaktaydı.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırdedilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, yeni düzenlemeye bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir. Sözkonusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması, gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; takibe konu 12 adet bonoda keşidecinin ... İnşaat turizm Ltd.Şti olup, muteriz borçlu ...'in murisi ...'in de avalist olduğu, 20.06.2014 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başlandığı, takip tarihi itibariyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 17. maddesi uyarınca, muteriz borçlunun tacir olduğu iddia ve ispat edilemediğine göre, bonodaki yetki şartı muteriz borçlu yönünden sonuç doğurmaz.
Bu durumda, mahkemece, borçlunun yetki itirazının kabulü ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde icra dosyasının muteriz borçlu yönünden tefrik edilerek yetkili ... İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmesi yerine, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, Dairemizce kararın bu nedenle bozulması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak sonucu doğru olduğu gerekçesiyle onandığı anlaşılmakla muteriz borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.04.2015 tarih ve 2015/1406 Esas-9928 Karar sayılı onama ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.